Bilindiği gibi 24 Kasım Günleri 1981 yılından bu yana Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Öğretmenler Gününün 24 Kasım Günlerinde kutlanmasının esprisi ise 1928 yılının
24 Kasım Gününde Mustafa Kemal’e (ATATÜRK) (Millet Mekteplerinin Başöğretmenliği) uhdensin tevdi edilmesidir.
24 Kasım Öğretmenler Gününde öne çıkan konulardan biri de elleri öpülesi öğretmenlerimizin ekonomik durumlarıdır. Eğri oturup, doğru konuşmak lâzım. Öğretmenler Günü dolayısıyla demeçler verecek siyaset erbabı, bu mesleğin kutsallığını dile getirmek açısından yine öyle demeçler verecekler ki,
(bu ne büyük sevgi, bu ne
büyük saygı)
demekten kendimizi alamayacağız. Ama inanın ki, bu sözlerin hepsi de boş havanda su dövmek işine benzemektedir. Öğretmenlere verilen önemin asıl göstergesi aldıkları maaşlarıdır. Yıllardan beri verileceği söylenen 3600 gösterge bile hala verilmedi.
Bu arada, yıllardan beri mezun olduklarnı halde atanamayan Öğretmen adayları limon satarak, garsonluk yaparak geçimlerini sağlamak uğraşı içindedirler. Atanmadıkları için intihar edenler bile var. Bu mudur yeni nesli inşa etmekle görevli öğretmenlere verilen değer!
Bütün dinler, öğretmenlik mesleğine önem verirler.
Ancak, dinler içinde öğretmenliğe en çok önem veren İSLÂMİYETTİR. HAZRET-İ ALİ’NİN (KERREMALLAHU VECHEHÜ) “BANA BİR HARF ÖĞRETENİN 40 YIL KÖLESİ OLURUM” buyruğu, dinimizin, öğretmenlik mesleğine verdiği önemin açık bir ifadesidir.
Yavuz Sultan Selim Han’ın, bir sefer sırasında, hocası
İBN-İ KEMAL’İN
atının ayağından sıçrayan çamurun kaftanına yapışması üzerine, öfkelenmesinden çekinen Hocasına, “Ulemanın atlarının ayağından sıçrayan çamur, bizim ziynetimizdir. Bizim için iftihar vesilesidir” diyerek, öldüğü vakit, tabutuna konulmasını istemesi, Dinimizde, öğretmene verilen değerin önemine işaret değil midir!
Tabii,
Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN “Muallimler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır”
özdeyişini de unutmamak lâzımdır.
Zaten Öğretmenler Gününün esprisi de, Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN, MİLLET MEKTEPLERİNİN BAŞÖĞRETMENLİĞİNİ KABUL ETTİĞİ GÜN OLMASINDA YATMIYOR MU!
Evet, Öğretmenlik gerçekten kutsal bir meslektir. Dünyayı yöneten liderler, büyük kâşifler, dahiler, yazarlar, şairler ve bütün meslek erbapları sonuç itibarıyla öğretmenlerin eserleri değiller mi! Görüldüğü gibi, öğretmenlik mesleği, bütün mesleklerin anasıdır. Çünkü hiçbir meslek öğretmensiz öğrenilemez.
Bir de Türkiye Cumhuriyetinin ebedi Başöğretmeni Mustafa Kemal ATATÜRK’ün öğretmenlerle ilgili özdeyişlerine bakalım:
*Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.
*Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bu günkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.
*Öğretmenler!... Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.
*Öğretmenler; Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır…
*Öğretmenler! Erkek ve kız çocuklarımızın, aynı suretle bütün tahsil derecelerindeki talim ve terbiyelerinin pratik olması mühimdir.
*Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.
*Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.
*Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.
*Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.
*En mesut olanlar, hizmetlerinin bütün nesillerce meçhul kalmasını tercih edecek karakterde bulunanlardır.
*Herkesin kendine göre bir zevki vardır. Kimi bahçe ile meşgul olmak, güzel çiçekler yetiştirmek ister. Bazı insanlar da adam yetiştirmekten hoşlanır.
*En önemli ve feyizli görevlerimiz, milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu suretler olur.
*Ülkemizi gerçek hedefe, gerçek mutluluğa kavuşturmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanımızı kurtaran asker ordusu, diğeri ulusumuzun geleceğini yoğuran irfan (bilim, kültür) ordusudur.
*Öğrenci ne yaşta ve sınıfta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakacak ve öyle davranacaksın.
*Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.
*Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.
*Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.
*Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir.
*Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınız için yol açtı. Gerçek zaferi siz, öğretmenler kazanacaksınız. Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur. Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz. Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.
Ve öğretmenlerle ilgili diğer bazı söylemler:
*Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.
*Dünyanın her yanında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve en değerli varlığıdır.
*Öğretmen bir sanatkârdır, yarının temelini o attığı gibi, değerli kişilik hamuruna da biçim verir.
*Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir.
*Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur.
*Toplumların uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.
*Geleceğin güvencesi eğitime, eğitim ise öğretmene dayalıdır.
*Dünyada her şeye kıymet biçilebilir. Ama öğretmenin eserine kıymet biçilemez. (Socrates)
*Yeryüzünde öğretmenlikten daha onurlu bir meslek tanımıyorum. (Diyojen)
*Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir. (Eflatun)
*Öğretmenlik bir sanat işidir. Sanatçı geçim sıkıntısı çekerse, ondan yaratıcılık beklenemez.
Öğretmenler, bir ülkenin hem istikbali, hem de istiklâlidirler. Peki, kendi istikballerini ve ekonomik bağımsızlıklarını sağlamaktan bile aciz bırakılan öğretmenlerin, bu ülkenin istiklâline ve istikbaline yapabilecekleri katkıları ne olacaktır. Kendi istikballerini ve ekonomik istiklâllerini kazanamamış olan öğretmenler, ne kadar azimkâr, gayretkeş ve iyi niyetli olurlarsa olsunlar, mevcut durumları muvacehesinde nasıl fikri hür, vicdanı hür bir neslin yetişmesine katkı sağlayabilsinler ki!
Doğrusunu isterseniz, millet olarak öğretmenlere değer vermemize karşılık, Devlet olarak, daha açık bir tanımla hükümetlerin öğretmenlere gerekli ilgiyi ve alâkayı gösterdikleri inancında değiliz. Hem, Öğretmenlerimize ne veriyoruz ki, onlardan ne alabileceğiz.
Söylemlerimizde samimi isek ve öğretmenlerimizi gerçekten seviyorsak, öncelikle, onlara ekonomik bağımsızlıklarını sağlayacak bir yaşam standardı sunmanın Devletin (hükümetlerin) görevi olduğunu asla unutmayalım.
Bütün Öğretmenlerin, 24 Kasım ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ BAŞÖĞRETMEN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN ŞAHSINDA YÜREKTEN KUTLUYORUM.