Türkiye Cumhuriyetinin Tapu Senedi hükmünde olan LOZAN ANLAŞMASI, 23 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan adındaki kasabasında imzalanmıştır. Ancak, kabul etmek gerekir ki, o günün koşullarında bir takım tavizlerin verilmesi zorunlu olmuştur.
İşte, Lozan anlaşmasıyla verilmek zorunda kalınan tavizlerden bazıları:
*Batı Trakya'daki Türk Yunan sınırı Mudanya Antlaşmasına göre belirlenmiştir.
*Meriç nehri kıyısında yer alan Karaağaç ve Bosnaköy Yunanistan'a bırakılmıştır.
*Bozcaada ve Gökçeada özerk bir yönetimle Türkiye'de bırakılmış, diğer adalar İtalya'ya verilmiştir. Türk sınırına yakın olan adaların silahsızlandırılmasına karar verilmiştir. Bu on iki ada 1945 senesinde müttefiklere, 1947 senesinde Yunanistan'a verilmiştir. Kaybettiğimiz on iki adayı bir daha geri alamadık.
*Ortodoksların dini lideri olan patrikhanenin İstanbul'dan taşınmasına izin verilmemiştir. Sadece siyasi yetkilerinin alınması kabul edilmiştir.
*Yabancı okullarda Türkiye Cumhuriyetinin kanunları ile eğitime devam edecekti.
*Osmanlı devletinin borçları, buradan ayrılmış olan devletlerarasında paylaştırılmış, Türkiye Cumhuriyetine düşen kısmı Fransız Frangı ile taksitlendirilmiştir.
Evet, o günün şartları içinde bir takım tavizlerin verilmesi bir zorunluluktu. Ancak, bu tavizlere karşı elde edilen kazanımlar Türkiye Cumhuriyetinin varlığının sebebidir. Tarihi anlaşmalar ortadayken, bu ülkede, Lozan’ı küçümseyen hatta küçümsemekten öte hezimet diye yorumlayan bunaklar var! Gerçekten, bu gibilerin akıllarına şaşmak gerekir. 10 Ağustos 1920’de Osmanlı İmparatorluğunun imzalamak zorunda bırakıldığı Sevr Antlaşması, Türk milleti tarafından reddedilmiş, yapılan savaşlar ve binlerce şehitlerimizin kanları pahasına 24 Temmuz 1923 tarihinde
Türkiye Cumhuriyetinin tapusu hükmünde olan Lozan anlaşması ikame edilmiştir.
Sevr’in dayatmaları arasında Anadolu’nun doğusunda iki yeni devlet kurulmasını ön gören madde ile yine aynı anlaşmada, azınlıklara geniş haklar verilmesi ön gören maddeler ortada. Ancak, Haçlı Zihniyetin eseri olan
SEVR
anlaşması,
Mustafa Kemal (ATATÜRK)
ile arkadaşlarının başlattıkları ve bütün milletin katkı sunduğu
İSTİKLAL
SAVAŞLARIYLA
yırtılarak tarihin çöplüğüne atılmıştır.
Sevr anlaşmasının yerine ikame edilen Lozan anlaşmasında ise Edirne’den, Kars’a; Kapıkuleden, Çukurca’ya kadar bütün vatan toprağı bir ve bölünmez kabul edilerek; yeni Türkiye Cumhuriyetinin sınırları çizilmişti. Tüm azınlıklar da Türk uyruklu kabul edilmiş ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtilmişti.
Günümüzde aynı senaryo yeniden oynanmak istenmektedir. Yani, Sevr’de yapılamayan Türkiye’nin bölünmesi, Ortadoğu Projesiyle getirilmek istenmektedir. ABD, AB, NATO ve İsrail’in dayatmaları sonucu getirilmek istenen budur. Savaşarak, yırtıp attığımız Serv’i, şimdi
ALTIN TAS İÇİNDE ve BARIŞ adı altında sunmak istiyorlar.
Öyle inanıyoruz ki, Türkiye’yi eyaletlere bölmeyi içeren Büyük Ortadoğu Projesi asla gerçekleştirilemeyecektir. Bu ülkede yaşayan ve Türkiye Cumhuriyetini kendilerine
VATAN
kabul edenler, kimlikleri ne olursa olsun, ülkenin bölünmesine yol açacak bir projenin gerçekleşmesine asla geçit vermeyeceklerdir. Yani, yüz yıl sonra hortlatılmak istenen
SEVR,
yok olmuştur ve ebediyen yok olmak hükmündedir.
İşte, kimilerinin
HEZİMET
olarak tanıtmağa çabaladıkları,
LOZAN
ANLAŞMASININ
sağladığı kazanımlar! Bakalım, Türkiye Cumhuriyetinin bugünkü yöneticileri, bu kazanımları koruyabilmek iradesini gösterebilecek mi!
YAŞASIN LOZAN VE LOZANCILAR. KAHROLSUN SEVR VE SEVR SEVİCİLER…