Koronavirüs belası, ülkemize tebelleş olduğu bu bir yıllık süre zarfında 100 bin esnafımıza kepenk kapattırdı. İş yerleri açık gibi olan ancak, kapandı-kapanacak durumda bulunan esnafların sayılarının ise 500 binler dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Kapanan iş yerlerinde çalışırlarken işsiz kalan veya hala açık gibi göründükleri halde, işçi sayısını azaltanlardan dolayı, en az bir milyon vatandaşın işlerini kaybettikleri de tahminler arasında.
Neden tahmin diyoruz, çünkü ülkemizde maalesef sigortasız olarak çalıştırılan yüzbinlerce vatandaşlarımız var. Muhtelif iş yerlerinde sigortasız olarak çalışırlarken işlerinden olan bu garibanlar ne yer, ne içer, yaşamlarını nasıl sürdürüler, kimselerin umurlarında değil. Allayıp, pullayıp, rayında göstermekle, ekonomi rayına oturmuş olmuyor. Milletin yüzde doksanı, pandeminin etkisiyle madden ve manen sarsılmış durumda. Geriye kalan yüzde on azınlık ise hayatlarından memnun gibiler ama, yine de
(ya ben de korona olursam)
korkusu çekmiyorlar değil. Çünkü pandemiye torpil işlemiyor. Siz ne kadar tedbir alırsanız alın, bir bakarsınız bacağınızdan tutarak altına çekivermiş! Koronavirüsten ölen kalburüstü kişilere bakıyoruz da, KORONAVİRÜSÜN kimselere torpil yapmadığını anlıyoruz. Doğrusu, bu da bir teselli! Ya KORONA DA ortama uyarak zengin-fakir, makam sahibi-işsiz ayırımı yapsaydı, halimiz nice olurdu…
Korona pandemisinin insanlara verilmiş ilahi bir ceza olduğu konusunda artık benim bir tereddüdüm kalmadı. Ama, insanlar yine de akıllanmıyorlar. Hala dünyanın dört bir yanında haksızlıklar, zulümler, sömürüler devam etmekte. İnsanların birbirlerini öldürmeleri için silahlar üretilmektedir.
Doğrusunu isterseniz, koronaya karşı elimizde tek bir silah var. O da, DUA ETMEKTİR. Aşı-maşı ile kurtuluş olmaz. Bu İlahi ceza, ALLAH’IN İZNİ VE EMRİ OLMADAN ORTADAN KALKMAZ!