İl yöneticilerinin halkla iç içe olmaları elbette takdire şayandır. Vatandaşların, çoğu kere sorunları olur. Yetkili bir makama iletmek isterler. Ancak, karşılarına hep engeller çıkar. Belki de şikâyet edilmekten korktukları için birileri vatandaşların ilin yetkilileriyle görüşmelerine hep mani olmak isterler. Yani, yüksek makamlara giden yollar genelde kapalıdır. Bunun bilincinde olan yetkililerin kendilerinin, halkın ayağına gitmeleri gerekir.
(Halkın ayağına gitmek)
deyim olarak küçültücü gibi algılanabilir. Gerçekte, çok onurlu bir davranıştır. Çünkü halkı bilmek, tanımak ve sorunları ilk ağızdan dinlemek için halkla iç içe olmak gerekir. Hele, dalkavuklardan çok, halkın olduğu kalabalık ortamlarda bunun gerçekleşmesi daha da önemlidir. Halk, çekinmeden ve dobra-dobra içini döker. Yöneticiler, halk için vardır. Halktan kopuk yöneticilerin bulundukları topluma bir faydaları da olmaz. Çünkü halkı tanımaz, bilmez, sorunlarını hissetmezler.
Bu açıdan, İlimiz Valisi Sayın Osman Hacıbektaşoğlu ile Jandarma Komutanı Tuğgeneral Sayın Uğur Ertekin ve İl Emniyet Başmüdürü Halit Aziz Yılmaz’ın diğer bazı yetkililerle birlikte halkın en yoğun olduğu mekânlardan Hazret-i Fakirullah (Güres) Caddesinde sık-sık halkla iç içe olmaları, dilek, temenni ve şikâyetlerini ilk ağızdan dinlemeleri takdire şayandır.
Osmanlı döneminde, padişahların bile sorunları ilk ağızdan dinlemek için zaman-zaman tebdil-i kıyafetle gezdikleri ve halkın yönetim hakkındaki düşüncelerini almayı prensip haline getirdikleri bilinen tarihi gerçeklerdendir. Günümüzde, tebdil-i kıyafete gerek kalmadan halkla iç-içe olmayı şiar edinmek yöneticiler için önemli vasıflardandır. Halkı bilmek için, halkla oturup kalkmak gerekir. Sorunlar, ilk ağızdan dillendirildiği zaman anlam bulur. Yoksa öyle maiyetin sözleri üzerinden hükümler verilirse, çoğu kere yanıltıcı olur.
Halkla iç-içe olmak konusuna önem verdiklerine şahit olduğumuz Valimizi, Jandarma Komutanımızı ve İl Emniyet Müdürümüzü bu açıdan kutluyoruz. Sorunları ilk ağızdan dinlemek varken, bize de söz söylemek düşmez. Biz gazeteciler olarak yalan, yanlış yazabiliriz amma, sade vatandaş, yalan yanlış söylemeyi bilmez. İçinden geçtiği gibi dobra dobra konuşur. Riyakârlık yapmaz!
Bu açıdan, yöneticilerin fırsat buldukça halkın arasına karışmalarını ve yönetici sıfatlarıyla değil, halktan birileri olarak dertleşmelerini önemsiyoruz…
ANEKDOT
Hemen her Valinin yaşadığı ortamda olduğu gibi etrafını saran dalkavukların söylemlerinden halkın kendisini çok sevdiğine inanmaya başlayan zamanın Valisi, dobra-dobra konuşmasıyla bilinen müdürüne söylenmiş:
-Bak, vatandaşlar beni ne kadar çok seviyor, ne kadar takdir ediyorlarmış!
Dobracı Müdür dayanamayarak cevap vermiş:
-İnanma Sayın Valim, inanma! Sana bunları söyleyenler pezevenk yağcılardır. Hele kendin halkın içine gir de, hakkında neler söyleniyor, kendi kulağınla bir dinle…