Bir kandil gecesi, Siirt Çarşı Camii tıklım, tıklım. Hoca vazediyor, gecenin kıymetini dile getiriyormuş. Bu arada uyuklayan birini, yanındaki dürtmüş:
-Uyuma bak, hoca ne güzel vaiz veriyor!
diye uyarmış. Uyuklayan Siirtli güzlerini açmış amma, yine kapamış ve uyuklamağa devam etmiş. Onu ikaz eden kişi, tekrar dürtmüş:
-Bu gece kandil gecesi, öyle uyuklama da vaizi dinle!
diyerek üstelemiş.
Bunun üzerine, aslında uyumayıp, uyuyor numarası yapan gönül ehli Siirtli kendisini dürteni ikaz etmiş:
-Bak, beni rahat bırak. Yoksa senin HIZIR ALEYHİSSELÂM olduğunu söylerim, gününü görürsün!
demiş.
Meğer uyuklayanı uyaran, Hızır Aleyhisselammış. Uyuklama numarasına yatan ise
ALLAH DOSTALIRINDAN BİRİ.
Tanınmasına şaşıran Hazret-i Hızır’ın
CENAB-I ALLAH’A yalvararak:
-Ya Rabbi, benim defterimde yazılı olmayan bu dostun kim!
diye münacat ederek manen sorduğu ve:
-O bizim defterimizde yazılı olanlardan…
Hitabına mazhar olduğu anlatılır…