Fatih Arıtürk

HIRSIZLIK OLAYLARI VE CAMİLERİMİZ

Fatih Arıtürk

Zaman zaman Camilere, mescitlere hırsızlık için dadananların olduğu bir gerçek. Sözde namaz kılmak, özde, hırsızlık yapmak için camiilere giden hırsızlar, yükte hafif, pahada ağır ne bulurlarsa alıp götürürler. Özellikle de ayakkabı yürütmek, camilere dadanan hırsızların öncelikli tercihleridir.

Maalesef, zaman-zaman camilere ve türbelere dadanan hırsızlık olaylarıyla karşılaştığımız olmaktadır. Doğrusunu isterseniz, bir evden veya iş yerinden çalmak yerine, camilerden ve türbelerden çalmak evladır. Siz bakmayın,

(cami malı mı çaldım)

deyimine. Cami malı çalmak (cemaate ait değil) inanın ki, kişilerin mallarını çalmaktan ehven bir günahtır. Çünkü birinde sadece

ALLAH HAKKI

vardır. Diğerinde ise

KUL HAKKI.

YÜCE ALLAH

ise insanları kul hakkına karşı uyarmıştır. Kul hakkına tecavüz etmemelerini öncelikli olarak emretmiştir.

İyisi mi yeri gelmişken cami ve mescit hırsızlıklarıyla ilgili birkaç anekdot sunarak, okuyucularımızı biraz tebessüm ettirelim:

***

Elektriğin olmadığı yıllarda camiler ve benzeri yerler geceleri kandillerle aydınlatılırdı. Kandillerin içine de

ZEYD

YAĞI

konulurdu. Bu yağ, yanıcı olduğu gibi yemeklere katmak için kullanılır ve içilebilirdi.

Fakirin biri, alışkanlık haline getirmiş, açlığını gidermek için sık-sık camiye giderek, kimselerin haberi olmadan kandildeki yağı içip, midesini doyurmaya çalışırmış. Bunu yaparken de:

EL BEYT BEYTULLAH,

EZ ZEYD ZEYTULLAH,

YAŞRABU ABDULLAH

Diyerek bir nevi günah çıkarırmış. Söylediği Arapça tekerlemenin anlamı şudur:

BEYT, ALLAH’IN BEYTİ

ZEYD, ALLAH’IN ZEYDİ,

İÇEN, ALLAH’IN KULU

Camiin müezzini her doldurduktan sonra

KANDİLİN

daha yakılmadan

ZEYDİN

bittiğini görünce bu işte bir iş olduğunu anlamış, pusuda kalmış ve ortamı gözetlemeğe başlamış. Bakmış ki adamın biri gelmiş kandildeki Zeydi içiyor ve duyulacak bir sesle:

EL BEYT BEYTULLAH,

EZ ZEYD, ZEYTULLAH,

YAŞRABU ABDULLAH

Diyerek de bir nevi günah çıkarıyor. Müezzin de eline bir sopa alarak ve tekerlemesine karşılık bir tekerlemeyle adamı dövmeye başlamış. Müezzinin tekerlemesi de şöyleymiş:

EL BEYT, BEYTULLAH

EL ASA, ASATULLAH

YADRUBU ABDULLAH

Bu tekerlemenin de anlamı şudur:

BEYT, ALLAH’IN BEYTİ

ASA, ALLAH’IN ASASI

VURAN DA ALLAH’IN KULU

***

Türbeye hırsızlık niyetiyle giren biri, kafesin demirleri arasına elini sokarak, sadaka niyetine atılmış bozuk paralardan almaya çalışırken, eline kramp girince söylenmiş:

-Kurban olduğum şeyh hazretleri! 5 kuruş için neredeyse elimi felç edecektin. Böyle cimrilik sana yakışır mı!

***

Çiroz Ahmet

namıyla bilinen hırsız, çıkan yangını fırsat bilerek yanmakta olan ve üzerinde kıymetli emtialar olan türbenin sandukasının altına girerek, yangını söndürmeğe çalışanların arasından geçerken, panik halindeki mahalle halkı, bunu türbede yatan zatın kerameti zannederek söyleniyorlarmış:

-İki gözüm, Şeyh hazretleri yangından nasıl da uzaklaşıyor…

Yazarın Diğer Yazıları