Fatih Arıtürk

HASTA HAKLARI GÜNÜ VE YENİDOĞAN ÇETESİ!

Fatih Arıtürk

Yenidoğan Çetesi’nin tartışmaları içindeyken

(HASTA HAKLARI GÜNÜ)

geldi, çattı. Bilindiği gibi, 26 Ekim Günleri

(Hasta Hakları

Günü)

olarak tescillenmiştir. Şüphesiz, doktorların ve sağlık görevlilerinin hakları olduğu gibi

HASTALARIN DA HAKLARI VARDIR.

Yani, bunlardan birisinin haklarını görüp, diğerlerinin haklarını görmezden gelmek olmaz.

Tababet (doktorluk) şüphesiz en kutsal mesleklerin başında gelir. İşleri, hastalara şifa dağıtmak olan doktorlara ne kadar kıymet göstersek, hürmet etsek azdır. Tıp mesleği, mesleklerin en KUTSALLARINDAN biri, belki de ilkidir. Tıp mesleğinin önemini belirtmek açısından örnek gösterelim. Üniversitelere giriş sınavlarında en yüksek puanı gerektiren fakültelerin başında tıp fakültelerinin gelmesi boşuna değildir. Henüz ilkokul çağında olan çocuklara

(büyüyünce ne olmak istersin)

diye sorulduğunda

(DOKTOR)

cevabının verilmesi de bu mesleğin öneminden kaynaklanmaktadır.

Bu bir gerçektir ki, tıp fakültelerine ancak zekâ kapasiteleri yüksek gençler girebilmektedirler. Tıp fakülteleri, eğitim süresi en uzun fakülteler arasındadır.  Fakültelerin süreleri genelde 4 yıldır. Ancak, tıp fakülteleri 6 yıl sürelidir. Hele, mütehassıs unvanı alınacaksa, ihtisas dalına göre, tahsil süresine asgari 4 yıl daha eklenir. Yani, bir mütehassıs hekim, liseden sonra en az 10 yıl daha tahsil görmek zorundadır. Bir de buna öğretim görevlisi ve akademisyenlik için gerekli süreleri eklerseniz, bir tıp bilim adamının bütün ömrü okumakla geçer, demektir. Hem zaten, iyi bir hekim, sürekli olarak tıptaki gelişmeleri takip etmek zorundadır.

Doktorluk mesleğinin önemine yeterince vurgu yaptıktan sonra, gelelim ikinci konuya. Bir tıp adamı bunca tahsili elbette insanlara hizmet etmek için yapmaktadır. Temel amacı da bu olmalıdır.  Her külfetin bir karşılığının olması gibi, kendilerini bilime ve dolayısıyla hastalarına adayan doktorların yaşam standartlarının yüksek olması gerekir. Bütün bunların yanında, bu mesleği seçenlerin de hasta haklarına riayet etmeleri, mezun olurken yaptıkları

HİPOKRAT YEMİNİNE

sadık kalmaları şarttır. Hastaları, bir ticaret metaı olarak değil, bakıma, korunmaya, iyileşmeye muhtaç enstrümanlar olarak görmeleri, bu açıdan şefkat ve sevgiyle yaklaşmaları gerekeceğini bilmelidirler.

Son günlerde su yüzüne çıkan Yenidoğan Çetesi hasta haklarına riayetin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha ortaya koydu. Devletin ilgili kurum ve kuruluşları görevlerini gerçek anlamda ifa etselerdi, böylesine büyük ve ölümcül boyutlarda bir skandal yaşanır mıydı. Bu katliamın suçluları ve sorumluları, sadece özel hastaneler ve gözlerini para hırsı bürümüş sağlık personelleri değildir. Devletin ilgili ve yetkili kurumları da en azından görevlerini ihmal etmiş olmak sebebiyle sorumludurlar.

Hem zannedilmesin ki tıp mesleğini ticarete çevirenler sadece bebek katliamından beslenirler. Örnek olması açısından belirteyim. Geçmiş yıllarda dostumun biri tedavi için Devlet Hastanesine gitmiş. Ne demişler beğenirsiniz,

(SEN FİLANCA ÖZEL HASTANEDE YATAN HASTA OLARAK GÖRÜNÜYORSUN.)

Arkadaş 1 ay önce adı geçen özel hastanede sadece 2 gün yatmışken, meğer hâlâ yatan hasta olarak gösteriliyormuş!

Bu düşünceler içinde, hastalarını birer ticaret metaı gibi görmeyen, din, dil, ırk, zengin, fakir farkı gözetmeden bütün hastalarına en iyi şekilde hizmet etmeyi kural haline getirmiş, Hipokrat yeminine sadık bütün doktorlarımızı ve onların yanında bütün sağlık görevlilerini

yürekten kutlarken, tıp mesleğini şahsi ihtirasları yüzünden kirletenleri de tel’in ve takbih ediyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları