Müteveffa mizah ustası Aziz Nesin’e mal edilen bir anekdot vardır. Bir yazısında (Bu milletin yüzde 60’ı aptal) diye yazmış. Kıyametler kopunca da:
-Çok özür dilerim. Yüzde 90’ı APTAL diye yazacaktım, sehven olmuş!
diyerek, (özrü kabahatinden büyük) deyimini çağrıştıran bir cevap vermiş!
Son bir yıl içinde elektriğe, doğalgaza akaryakıt fiyatlarına YÜZDE YÜZELLİNİN üzerinde zam yapıldı. Bu temel ihtiyaç maddeleri yanında, otoyollarda geçit ücretlerine, şekere, yağa, una, sigaraya, içkiye velhasıl iğneden ipliğe aklınıza her ne gelirse, zam yapıldı, zam görmeyen bir şey kalmadı. Sebze, meyve fiyatları derseniz, geçen yılın fiyatlarıyla kıyaslandığında yüzde yüz oranında zam görmeyen bir emtia yok. Bazı emtialarda zam oranı yüzde yüzü bile aşmış. Sarımsağın kilosu 100 TL’ye dayanmış. Yiğit kuru soğana muhtaç duruma düşmüş.
Bütün bu gerçekler ortadayken, adına TÜİK denilen kuruluş, enflasyon oranının yüzde 85 olarak açıklamış. Millet olarak APTALIZ YA, biz de inandık!
Gerçekten de, APTAL MIYIZ dersiniz!
ANEKDOT
Çocukluk yıllarımızda (UÇTU-UÇTU) diye bir oyun oynardık.
-UÇTU, UÇTU NE UÇTU! diye sorar, sırayla tekrar olmayacak cevaplar verirdik. (Kuş uçtu, uçak uçtu, arı uçtu, uçurtma uçtu) ve benzeri uçabilecekleri sıralardık. Yanlış cevap veren ve uçmayacak bir nesne için (UÇTU) diyen oyundan çıkarılırdı.
Bu oyunu, şimdi:
-Düştü, düştü ne düştü! şeklinde değiştirerek sorsak ve oyunculardan biri faraza:
-Enflasyon düştü! derse, oyundan çıkarılması gereken kişi hükmüne girecektir. Çünkü bu ekonomik politikayla enflasyonun düşmesinin imkânsız olduğunu bilmeyen gerçekten de aptaldır!
NEPOTİZM’E DİNİ KILIF!!!
Dünya kurulalı beri torpilli olanlar ve garibanlar vardır. Günümüz Türkiye’sinde de bu böyledir. Gariban gençler işsizdir, iş bulsa ya asgari ücretli, ya taşeron ya da maden ocaklarında çalışırlar! İşte, aşta, yarışta, ikinci sınıf vatandaş olmalarına karşılık, VATANİ GÖREVLERİNDE BİRİNCİ SINIFTIRLAR(!) Çünkü askerlik görevini yapanlar onlardır. Artık parayı basan vatani görevden de kurtulabiliyor.
İşsizlik konusuna gelelim! Sözde KPSS, ALES ve benzeri sınavlar var. Sınavı kazananlar işe alınıyormuş! Bunun da palavra olduğu uygulamalardan belli! Dayın, bel bağladığın üst düzey bürokrat, ya da siyaset alanında dayanağın varsa, ayrıcalıklı ve bol maaşlı işin hazır!
(NEPOTİZM OLMAYACAK) denildiğine bakmayın, Bakanların, milletvekillerinin, rektörlerin, genel müdürlerin ve diğer partililerin akrabalarının nasıl ayrıcalıklı ve ballı işlere yerleştirildikleri belgeleriyle ortada. İstisnai kadrolardan atamaları yapılan, sonra en ballı kadrolara geçirilenler hep torpilliler! Son dönemlerde sıkça duymaya başladığımız (Nepotizm) şeklinde ifade edilen bir deyim vardır. Nepotizim, iş hayatında birinci derece yakınlıkları olan tanıdık ve akrabalara ayrıcalıklı davranmak, onları işe almada öncelik göstermek ile ilgili bir terimdir. Nepotizm ülkemizde ve dünyada sıkça karşılaşılan bir işe yerleştirme yöntemidir. Nepotizm terimini günümüz şartlarında tanımlarsak; iş hayatı içinde işe alım ve terfilerde akraba kayırmalarını ifade eder. Nepotizmin uygulandığı bir iş yerinde işe almalar, terfi etmeler, vazifelendirmeler tamamıyla olması gereken objektif kriterlere göre belirlenmeyip, tanıdık ve akrabaların olması yeterli görülür.
Ayrımcılık veya adam kayırmacılık olarak da ifade edilen nepotizm, iş yerlerinin düzenini bozmakta ve iş verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir. Böyle bir politika ile yönetilen kurumlarda işe alımlarda liyakat esası gözetilmez. Söz konusu iş, kurumun ve kamunun hizmetinin sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlayacak gerekli bilgi ve beceri deneyimine sahip, alanında tecrübeli kişilere verilmez. Çalışanların işe alınmasında ve mevcut pozisyonlarından terfi etmelerinde akraba olunması yeterlidir. Hal böyle olunca kamu hizmetinin işleyişindeki aksaklıklar kaçınılmaz hale gelir.
Bizim sözde Müslüman geçinen yöneticilerimiz, NEPOTİZM’E bir de dini kılıf uydurmuşlardır. Haşa, (ALLAH’IN EMRİ) olduğunu iddia edenler vardır. Hani şu Cuma günleri hutbe sonunda okunan (Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve akrabalara yardım etmeyi emreder) şeklinde tercüme edilebilecek ayetten yola çıkarak, AKRABALARA YARDIMIN ALLAH’IN BİR EMRİ OLDUĞUNU ÖNE SÜRERLER. Oysa dikkat edilecek olursa, YÜCE ALLAH, akrabalara yardımdan önce ADİL OLMAYI EMRETMEKTEDİR. Yani, adaleti çiğnemek pahasına akrabana yardım edemezsin!!!
Akraba kayırmacılığı yüzünden ADALETİ KATLEDER VE İŞİ EHLİNE VERMEZSENİZ, ASIL O ZAMAN BÜYÜK TAHRİBATLARA YOL AÇARSINIZ…
Bari, ALLAH’TAN KORKUN DA akraba kayırmacılığına dini kılıf uydurmayın!