Yıl içinde 19 Eylül günleri
“Gaziler Günü”
olarak kutlanır. TBMM'nin, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e
''Mareşal'' rütbesi ile ''Gazi''
unvanı verişinin yıldönümü 1983’ten beri törenlerle kutlanmakta. 19 Eylül günü
“GAZİLER GÜNÜ”
münasebetiyle Türkiye genelinde olduğu gibi, Şehrimizde de etkinlikler düzenlenecek. Ancak, yaşanan pandemi sebebiyle kutlamalarda kısıtlamalar olacak.
Ülkemiz iç ve dış sorunlarla boğuşurken,
GAZİLER
GÜNÜ’NÜN
önemi çok daha iyi anlaşılmaktadır. Çünkü Vatan denilen kutsal varlık, şehitler ve gaziler sayesinde vardır. Yine onların sayesinde ayakta durmaktadır.
Anadolu topraklarının onbinlerce şehit ve gazilerin kanları pahasına vatanlaştığını
Mustafa Kemal Paşa’nın (ATATÜRK)
deyimiyle
“Türkiye Cumhuriyeti dünya durdukça ilelebet payidar kalacaktır”
mesajını içselleştirerek Millet olarak şehitlerimize ve gazilerimize minnet borçlu olduğumuzu anımsayalım.
19 Eylül’ün
“GAZİLER GÜNÜ”
ilân edilmiş olması, elbette ki tesadüfi değildir. O zamanın deyimiyle adı
MECLİS-İ MEBUSAN
olan
(Türkiye Büyük Millet Meclisi)
1921 yılının 19 Eylül günü yaptığı toplantıda, kurtuluş savaşlarının Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa’ya
(ATATÜRK)
MAREŞAL’LIK
rütbesiyle,
GAZİ’LİK
unvanını vermişti.
Evet,
GAZİLER
GÜNÜNÜ
başta pandemi olmak üzere yaşanan iç ve dış olaylar sebebiyle buruk olarak kutlayacağız. Ancak, verilecek birlik ve beraberlik mesajlarıyla
Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar olacağına
dair söylemler, bu konudaki inançlarımızı tazeleyecek ve yanan gönüllerimize su serpecektir.
Şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet payidar kalacağına inanıyor, Anadolu topraklarının vatanlaşmasına mübarek kanlarıyla katkı sağlayan şehitlerimizi, gazilerimizi rahmet ve minnetle anarken, bu ülkede şehit ve gazi olmak için sırada bekleyen milyonlarca insanımızın bulunduğunu görmenin mutluluğunu duyuyoruz.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın en büyük Gazi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK…
ANEKDOT
Sakarya Meydan Savaşı öncesinde Mustafa Kemal'e, Millet Meclisi, 5 Ağustos 1921'de
''Başkomutanlık''
unvanını vermişti. Savaşın, savaşın kazanılmasının ardından, ''Garp Cephesi Komutanı'' İsmet (İnönü) Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa, cepheden, ''Edirne Mebusu İsmet ve Kozan Mebusu Fevzi'' imzalarıyla Meclis'e 15-16 Eylül 1921'de gönderdikleri tarihi önergeyle,
MUSTAFA
KEMAL'E ''MÜŞİRLİK''
rütbesi ile
''GAZİLİK'' UNVANI ''TEVCİHİNİ''
önerirler. Önergede şöyle deniliyordu:
“Bizzat muharebe meydanındaki tedbiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine müşirlik rütbesi ile gazilik unvanı tevcihini teklif ve istirham ederiz. Büyük Millet Meclisi’nin bu teveccühünün milletimiz tarafından doğrudan doğruya bütün orduya müteveccih bir eser-i takdir ve taltif olacağı kanaatinde bulunduğumuzu arz eyleriz.”
Teklifi yapanlar, Kurtuluş Savaşlarının büyük kumandanları arasında yer alan İsmet ve Fevzi Paşalar olunca, önemi kat-kat artmaktadır. Çünkü onlar da birer kahraman! Ancak Gazilik ve Müşirlik mertebesine kendilerini değil, Mustafa Kemal Paşa’yı lâyık görüyorlar. İşin içinde haset yok, riya yok! Hakkı, teslim etmek var!