Harf Devriminin çıktığı ve yürürlüğe girdiği ilk yıllarda bölgemizde en çok karşı çıkanlar sözde bazı din adamları ve aşiret reisleri olmuştu. Çünkü, okur-yazar sayısının artması hesaplarına gelmiyordu. Cahil insanları yönetmek, yönlendirmek, okur yazarları yönetmekten ve yönlendirmekten çok daha kolaydır. Bununla ilgili olarak anlatılan ve gerçek olan bir anekdot vardır. Tahsil hayatı İlkokul üçten terk olan kişinin anlattığı bu yaşanmış anekdotu yaşayan kişinin dilinden nakledelim:
-İlkokul üçüncü sınıfa gittiğim yıl, bir gün okuldan çıkmış, eve gidiyordum. Baktım, köyün meydanı hayli kalabalık. Çocukluk merakıyla, ben de kalabalığa doğru koştum. Köyün meydanında at üzerinde cübbeli, sarıklı, sakallı 40-50 yaşlarında bir adam durmuş. Köyün genç kızları, atının altından geçiyor, erkekler, saygı duruşunda gibi! Ağabeyim de oradaydı. Ağabeyimi görünce, ona yöneldim. Bana:
-“Koş, Şeyh Hazretlerinin elini öp!”
dedi.
Ben de, diğer çocuklar gibi el öpme kuyruğuna girdim. Sıra bana gelince, Şeyh Efendinin elini öpecekken, elimdeki kitaplar yere düştü. Şeyh Efendi hiddetlenmişti:
-Kimin oğlusun?
diye sorunca, benim cevap vermeme fırsat kalmadan, ağabeyim koşarak yanıma geldi.
-Şeyh Hazretleri, köleniz, benim kardeşimdir!
dedi.
Şeyh, bu defa ağabeyime kızarak söylendi:
-Bak, elinde gâvurların kitapları var. Kardeşini okula mı gönderiyorsun?
diye sordu.
Bunun üzerine Ağabeyim bana dönerek:
-Git, önlüğünü çıkar, bir daha da okula gitme sakın!
dedi.
O zaman anlamıştım ki, köyümüze gelen bu sakallı, cüppeli, sarıklı zat köylülerin kerametlerini anlata, anlata bitiremedikleri Şeyh Hazretleriymiş!
Köyün kızları, erkek çocukları olsun diye atının altından geçiyorlarmış.
O günden sonra, okul yerine, çobanlık için meraya gitmeğe başladım. Doğrusu, ben de okuldan kurtulduğum için seviniyor, Şeyh Efendiye dua ediyordum.
Ama benim okula gitmeme karşı çıkan ve kitaplarıma
“gâvur kitapları”
diyen şeyh hazretlerinin bütün çocukları okudular. Doktor oldular, mühendis oldular, hatta milletvekili bile! Biz ise yine öyle ortada sipsivri kaldık! Eskiden, şeyhlerin huzurlarına dualarını almak için gidilirdi. şimdi, çocuklarımızı bir kadroya yerleştirirler umuduyla gidiyoruz. Ama şükürler olsun ki uykudan uyandık. Artık, biz de çocuklarımızı okullara gönderiyoruz. Hâkim, mühendis, doktor ve daha nice yüksek mevkilere gelen köylü çocukları var! Bunu da GÂVUR KİTAPLARINA BORÇLUYUZ!!!