Maalesef, toplumumuzda felaketleri vurguna çevirenler hep olmuştur ve olmağa devam etmektedir. Felaket bölgelerinde ihtiyaç duyulan malzemeleri 2-3 katına satmağa kalkışan namussuzları mı söyleyelim, yapılan yardımlardan çalanları mı anlatalım. Depremlerde yıkılan ve enkaza dönen yapılarda, felaketzedelere ait varsa paralarını, mücevherlerini arayanlardan mı bahsedelim. Ama doğru, ama yalan geçmiş yıllarda yaşanan bir deprem felaketinde, enkaz altındaki kadının dışarıda kalmış olan elindeki bilezikleri görerek, kesen vicdansızlardan bile bahsedilir. Bu kış kıyamette yaşanan deprem sebebiyle ısınmak ihtiyacının karşılanması açısından battaniye ve benzeri örtüleri 2-3 kat fiyatına satanlar yanında benzin, motorin ve diğer akaryakıt fiyatlarını da katlandırarak satanlardan bahsedilmesi, toplum olarak ne kadar bozulduğumuzun delili değil midir. Oysa, felaketlerde yapılması gereken dayanışmadır, felaketzedelere yardım elini uzatmaktır.
Tabii, bütün insanlarımızı felaket vurguncuları olarak tanımlamak gibi bir amacımız yoktur. Böyle zamanlarda elindekini, avucundakini felaketzedelerle paylaşmayı şiar edinmiş güzel insanlarımız çoğunluktadır. Felaketzedelere el uzatmak konusunda yarışma içinde olan güzel insanlarımızı biz de selâmların en güzeli olan YÜCE ALLAH’IN SELAMI İLE SELAMLIYORUZ.
ANEKDOT
Mahallenin birinde, yangın meydana gelmiş. Genelde fakirlerden oluşan mahallelilerden bir şey çıkmayacağını kestiren felaket vurguncusu, mahallede bulunan bir türbeye yönelmiş. Türbenin sandukası üzerinde, vatandaşların bağış niyetiyle koydukları yükte hafif pahada ağır kumaşlar ve öteberiler varmış.
Türbeye giren vurguncu sandukanın altına girmiş, mahallelilerin arasından geçerek yürümeğe başlamış. Bu durumu gören mahalleliler.
-Kurbanı olduğumuz Şeyh Hazretleri nasıl da yangından uzaklaşıyor diyerek, yaşanan olayı, türbedeki zatın kerameti olarak yorumlamışlar!