Ticari ahlakın dejenere olduğu günümüzde,
“geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer”
deyiminde olduğu gibi, geçmiş olayları anımsatmaktan ve örnekler göstermekten başka bir tesellimiz yok.
Duyulmuş bir anekdottur. Sultan Muhammed Han Hazretleri, Kostantin’i (İstanbul) almaya kesin karar vermeden önce, tebdil-i kıyafetle esnafları gezerek denetlemiş. Bir bakkaldan alışveriş yapan Muhammed Han, aynı bakkaldan bir başka şey almak isteyince, Bakkal O’na
“Komşum daha siftah etmedi. Ondan al. O da siftahını yapsın”
demiş. Muhammed Han, bakkalın dediğini yapmış. İkinci alışverişini diğer esnaftan yaparak oradan uzaklaşırken, yanında bulunan ve kendisi gibi tebdil-i kıyafet yapmış olan Lalasına dönerek söylemiş:
-Lâla, benim esnafım, bu esnaf olduktan sonra, ben Kostantin’i değil, dünyayı fethederim!
ANEKDOTLAR
Şehrimizde
(KELO)
namıyla anılan, bütün
KELOĞLANLAR
gibi şen, şakrak espri yüklü bir hemşerimiz varmış. Bu hemşerimiz, bir ara Bakkaliye dükkânı açarak işletmeğe başlamış.
Bir gün, sabah saatlerinde dükkânında oturmuş müşteri beklerken, tanıdığı biri gelmiş ve satın almak için bir şey istemiş
. KELO
da istenileni vermiş. Tanıdık müşteri, ikinci bir şey isteyince, gayet ciddi bir tavırla:
-Yok, veremem! Bak, komşum daha siftah etmemiş, git, ondan al!
demiş.
KELO’nun
böyle söylemesi üzerine müşteri de, bitişik bakkala yönelmiş ki, gidip ikinci alışverişini oradan yapacak.
Müşterisinin, sözünü ciddiye alarak komşu bakkala yöneldiğini gören
KELO,
komşusunun da duyacağı kadar yüksek bir sesle arkasından seslenmiş:
-Ulan, çok salak adamsın! Ben sana söyledim, sen de inandın ha, öyle mi! Valla, elimden gelse onu bir kaşık suda boğacağım! O da elinden gelse, beni bir kaşık suda boğacak! Hem, gidip ondan alışveriş yaparsan, kazıkların en büyüğünü yiyeceksin, haberin olsun! “Komşum daha siftah etmemiş, git ondan al!” meselesi ashabı
kiram devrinde kaldı. Şimdi, sahabe devrinde miyiz!
KELO’nun
yarı şaka, yarı ciddi bu sözleri üzerine hem müşterisi, hem de konuşulanları
duyan komşu bakkal kahkahalarla gülmüşler. Tabii, müşteri de geri dönerek alışverişini KELO’DA
TAMAMLAMIŞ…
***
Geçmiş yıllarda, Ahi evren ruhlu Siirtli tüccar, ortak olduğu şahsa, iş yerindeki bir malın kusurlu olduğunu, alacak şahsa kusurunu mutlaka göstermesini sıkı-sıkı tembihlemiş.
Bir gün gelmiş ve bakmış ki, o kusurlu mal satılmış. Ortağına, alıcıya malın kusurunu söyleyip, söylemediğini sormuş. Ortağı, unuttuğunu ve söylemediğini belirtince ve malı alan kişinin kimliği belirlenemeyince o maldan aldığı bütün parayı kusurlu malı alan kişinin sevabı olarak fakirlere sadaka olarak dağıtmış ve bu hatasından dolayı ortağından ayrılmış…
İşte, AHİ EVRAN RUHLU ESNAFLARIMIZ BÖYLEYDİ. Bu asil millete ne oldu da, esnaf bu hallere düştü. İyilerini tenzih ediyoruz amma, çoğu esnafımız Ahilik ruhunu yitirerek
(ESNAF-I Bİ
İNSAF)
oldu! Bunda, bu ülkeyi yönetenlerin veballeri yok mu dersiniz…
Ahilik ruhunun yeniden ihya edilmesi umuduyla, bütün esnaflarımızın bayramlarını kutluyoruz…