Ülkenin, erken genel seçime götürülmesi
(ZARURİ)
deyimiyle değil, İslami tabirle
(FARZ-I AYN)
hükmüne gelmiştir. Ekonomik tablonun böylesine bozulduğu ve mevcut iktidarla düzeltilmesinin mümkün olamayacağı meydana gelen son gelişmelerden anlaşılmıştır. Reform adı altında sunulan paketlerin içlerinin boş olduğu, oyalama taktiği niyetine yapıldığı icraatlarla kanıtlanmıştır. Millet ittifakının bütün bileşenleri genel seçime gidilmesini istemektedirler. Türkiye’de işler öylesine bozuldu ki, ancak, bir erken seçim mevcut durumu paklar. CHP, İYİ Parti, Saadet, DEVA, Gerçek ve diğerleri erken seçime gidilmesini ve seçmenlerin tercihleri doğrultusunda yeni bir yönetimin şekillenmesi gerektiğini savunuyorlar. Buna karşılık Cumhur ittifakı yetkilileri seçimlerin zamanında, yani 2023 yılında yapılacağını söylemektedirler. Gerçekte, onların da niyetleri erken seçim ama, bunu baskın seçim şeklinde ve kendileri açısından en avantajlı bir zaman diliminde gerçekleştirmek istedikleri tahmin edilmektedir.
Ülkede, istikrar diye bir şey kalmamıştır. Piyasa allak bullak olmuş, vatandaşların yüzde doksanı geçim sıkıntısı içine düşürülmüştür. Bir ülke düşünün ki, nüfusunun yüzde 30’u işsizdir. Özellikle (Z) kuşağı olarak tanımlanan gençlerin işsiz kalmaları, ülkenin geleceği açısından çok olumsuz gelişmelere yol açacaktır. Üniversite mezunu 5 milyon işsiz genç var. Etkililer ve yetkililer “Her üniversite mezununa iş vereceğiz diye bir durum söz konusu değildir” diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Zaten berbat olan gidişata Koronavirüs pandemisi tuz-biber ekti! Maske bile dağıtamayanlar, aşı sorununu nasıl halledebilecekler!
Öylesine birikmiş sorunlar var ki, ümitler artık bir erken seçimdedir. Sorunların, mevcut iktidarla çözümlenebileceğinden umutlar tamamen kesilmiştir. Erken seçime gidilmesi dini tabir ile
(FARZ-I AYN)
hükmündedir. Dileriz ki, bir an önce erken seçim kararı alınır ve sorunların çözümü için alternatifler oluşturacak yeni bir hükümetin kurulması gerçekleşir!