Tam anlamıyla bir ekonomik çıkmazın içinde yuvalanıp gidiyoruz. Pandeminin de etkisiyle artan hacizler, iflaslar, kapanan iş yerleri ve açlık sınırındaki ücretliler. İşte, ülkemizin tablosu bu!
Borçlu ev sahipleri, aile fertlerini uyarıyorlar.
“Sakın ha sakın, bilmediğiniz kimselere kapıyı açmayınız. Haciz memuru olabilir! Postacının getirdiği kâğıdı imzalamayın, borç veya mahkeme ilâmı olabilir!”
Emeklilerin, işçilerin, memurların iflâhları kesildi. Bu saydığımız bordro mahkûmlarının yüzde 90’ı, sözün tam anlamıyla açlık sınırındalar. Onların da çocuklarına ve aile bireylerine özel tavsiyeleri var.
“Sakın kapıyı kimseye açmayın. Çalsın, çalsın ‘evde kimse yok’ desin de çeksin gitsin. Ev sahibidir, kirayı istemeye, elektrik görevlisidir, borç yüzünden elektriği kesmeye gemleş olabilir!”
Eskiden dillerde dolaşan bir türkü vardı:
“BAK POSTACI GELİYOR
SELAM VERİYOR
HERKES ONA BAKIYOR
MERAK EDİYOR
ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM
POSTACI SANA
PEK SEVİNÇLİ HABERLER
GETİRDİN BANA”
Denilirdi. Şimdi, o Türkünün sözleri değişti:
“BAK POSTACI GELİYOR,
GÖREN ESNAF KAÇIYOR!
İCRA MEMURLARI DA
PEŞLERİNDEN KOŞUYOR…”
Şeklinde söylenir oldu.
Pandemi, Ayasofya ve benzeri suni gündemler oluşturarak açlığı, yoksulluğu unutturmağa çalışıyorlar. Ne olup, ne olmadığı henüz bilinmeyen bir
“PARALEL YAPI”
sözcüğü ortaya atıldı. Ne kadar kötü bir iş varsa, hepsi
PARALEL YAPI’NIN ESERİ!
Evet, bu ülkede gerçek gündemin ekonomi olması gerekirken ve milletin yüzde 99’unu ilgilendiren sorunun geçim sıkıntısı olmasına karşılık, iktidar suni gündemler oluşturmakta, muhalefet de, tuzağa düşerek asıl gündem olan ekonomiyi teğet geçip, iktidarın suni gündemlerine kapılıp gitmektedir.
Doğrusunu isterseniz, iktidarın ekonomiyi unutturmak için giriştiği ustaca manevraları takdir etmemek elde değil. Ve bu oyunlara gelen muhalefet partilerini uyarmaktan başka yapabileceğimiz bir şey de yok.
Türkiye’nin bu gün için en önemli konusu işsizlik, pahalılık ve yoksulluktur. Diğer işler, uyutmaca ve avutmacadan ibaret…