2021 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere emeklilere yapılacak zam oranı belli oldu. Memurlara ve memur emeklilerine yüzde 7.36, Bağ-Kur ve SSK emeklilerine ise 8.36. Zammın tespiti TÜİK’in tespit ettiği enflasyon rakamına göre belirlenmiş! Oysa, bu ülkede yaşayan herkes de biliyor ki, gerçek enflasyon yüzde 40’lar düzeyindedir.
Enflasyon, aslında bir dolaylı vergi gibidir. Ceplerimizden parayı çeker alır, cüzdanımızdaki paranın erimesine yol açar. Cebimizdeki 200 TL, gerçekte geçen yılın satın alma gücüne göre 120 TL’ye düşmüştür de, biz yine de adına İKİYÜZ TL deriz.
Türkiye Cumhuriyeti kurulalı beri AKP hükümetleri kadar, emeklileri mağdur eden bir iktidar daha gelmemiştir. Bunu ben değil, emeklilerimiz söylüyorlar. Geçmişte, çalışan memur ile emekli arasında maaş farkı bilemediniz yüzde 10-15 dolaylarındaydı. Şimdi, emekli olanın eline geçen, çalışanın yarısı kadar! Bu yüzden kimse emekli olmak istemiyor.
Geçenlerde bir memur arkadaşla sohbet ediyorduk. Emeklilik için hizmet süresini doldurup doldurmadığını sordum, (Hizmet süremi tamamladım amma, 65 yaşını doldurmadan ve yaş haddinden emekliliğe sevk edilmeden, emekli olmağa niyetim yok!) dedi. Sebebini de şöyle anlattı:
(Emekli olursam, maaşım yarı yarıya düşecek. 3 yıldır fakülte bitirmiş ve atanma bekleyen bir oğlum var. Bunun yanında, üniversitede okuyan bir oğlum daha bulunmakta. Şimdiki durumda maaşım geçinmeme yetmezken, emekli olup yarı yarıya düştüğü zaman durumum ne olacak!)
Evet, bu ülkede emekliler gerçekten çok zor bir durumda! İyileştirmek için yapılan bir çalışma da görülmüyor. Yeni çıkarılan yasalar, maalesef emeklilerin aleyhlerine. Tedaviyle ilgili son uygulamalar, adeta (emekliysen öl!) der gibi! Çalışırken aylık geliri 3 bin TL olan memur, emekli olduğu zaman 1500 TL alırsa, elbette, yaş haddini beklemeden emekli olmaz! Durum böyle olunca, gençler için istihdam kapıları açılmaz!
Bu iktidarın yetkililerinden birinin bir ara (En iyi emekli, emekli olur olmaz ölen ve arkasında maaşını alacak mirasçı bırakmayandır!) şeklinde bir vecize yumurtladığını duymuştuk! Uygulamalar, bunu gösteriyor!
Oysa bir ülkenin kalkınmışlık düzeyi, emeklisinin durumuyla ölçülür. Gençliklerini, ülkelerinin kalkınması için tüketen vatandaşlara, yaşlandıkları ve iş yapamaz konuma geldikleri zaman (emekliysen öl!) veya (sürünerek yaşa!) deniliyorsa, böyle bir ülke ne kalkınmış, ne de uygar bir ülke sayılamaz!
Unutmasınlar ki, emeklilere bu cefayı uygulayanlar da bir gün emekli olacaklardır! Tabii, milletvekili olup, kendilerini özel yasalarla garanti altına almamışlarsa!