Fatih Arıtürk

EKONOMİYE KATKI!!!

Fatih Arıtürk

İnsanların hırslarının  ekonomiye büyük katkısı vardır. Hatta, alınan rüşvetlerin bile! Nasıl olur da, rüşvetin ve hırsın kalkınmaya katkısı olur demeyin, Bal gibi olur. Büyük işlerin çoğu, rüşvetle kotarılır.  İşleri kotaranlar ise hırs sahibi insanlardır. Büyük işleri de, kimse kimseye bedavaya kaptırmaz. Bürokratlar veya ilgili durumdakiler

PAYLARINI (RÜŞVETLERİNİ)

peşin-peşin alırlar, hırs sahibi olanlar da, çok kazanmak azmiyle dört elle işlerine sarılırlar. İşte bu gibi durumlar kalkınmanın çarkını çevirmeyi tetikler.

Bazı zenginlerimiz nasıl mal, mülk, para sahibi olduklarını ballandıra ballandıra anlatırlar. Ne kadar emek sarfettiklerini, gecelerini gündüzlerine katarak nasıl çalıştıklarını öyle bir anlatırlar ki, zannedersiniz tam

ROL

MODEL

alınacak tipler, bunlar!

Keşke yüzleri tutsaydı da bu zenginlerimiz gerçekleri anlatabilselerdi! Zengin olmak için kimlere rüşvet verdiklerini, ortaklarını nasıl kazıkladıklarını, ihalelere nasıl hile hurda karıştırdıklarını, üstlerine nasıl yaltaklandıklarını, sadeyağa nasıl margarin kattıklarını, miadı geçmiş ilaçları hastanelere nasıl kakaladıklarını, sütü nasıl su ile arttırdıklarını, bal niyetine nasıl şekerli su sattıklarını, sahte reçetelerle nasıl vurgunlar vurduklarını söyleyebilselerdi!!!

Çok okuduklarını, günün 17 saatinde çalıştıklarını yana yakıla anlatırlarken, sefahat âleminde nasıl dansözler oynattıklarını, rulet masalarında kumar oynadıklarını, imam nikahıyla eş sayılarını nasıl 2’ye, 3’e, 4’e çıkardıklarını, cariye niyetine hür kadınları kullandıklarını, su niyetine viski içtiklerini anlatsalardı!

Ya da Rıza Sarraf gibi açık bir ifadeyle memurlara rüşveti, orospulara bahşişi nasıl peşin verdiklerini, kırabildikleri elleri nasıl kırdıklarını, bükemedikleri elleri nasıl yaltaklanarak öptüklerini gerçekçi bir şekilde aktarsalardı!

(Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz)

deyiminde olduğu gibi, servetlerinin yüzde 90’ını gayri meşru yollardan sağladıklarını, yüzlerine iyiliksever maskesi takmak için camiler, okullar yaptıklarını, burslar verdiklerini, hacca, umreye gittiklerini, sakal bıraktıklarını dillendirebilselerdi!

Devletle işi olan zenginlerin yüzde yüzü demeyelim de, yüzde doksanı bu milletin haklarını sömürmek pahasına servet, saman sahibi olmuşlardır. Kendilerine sağlanan rantlar sayesinde bulundukları yerlere gelmişlerdir!

Bir zamanlar, bir zenginin samimi bir itirafta bulunarak

(Vergi kaçırmasaydım, zengin

olamazdım)

dediğini anımsıyorum da, günümüz zenginlerine bir bakıyorum. Servetlerini hesaplayın ve çalıştıkları süre içinde ödedikleri vergilerle kıyaslayın, madalyonun asıl yüzünü o zaman göreceksiniz!

ANEKDOT

Zaman zaman devlet büyüklerimiz hep

GENLERİMİZLE

iftihar ederler ya! Genlerimizde

RÜŞVET OLGUSUNUN

da bulunduğu bir gerçektir. Atalarımız olarak kendileriyle iftihar ettiğimiz Osmanlılar döneminde sadrazamlardan tutunuz da, kadılara ve diğer yetkililere kadar rüşvetle servet saman sahibi olan o kadar kimseler var ki, bunlardan sadece birini örnek olması açısından anlatalım.

4.Murad’ın Sadrazamı Nasuh Paşa aynı zamanda damadıdır. Ayşe Sultanla nikahlanmıştır. Rüşvetçi olduğu anlaşılınca bütün mallarına ve parasına el konulmuş, hazineye irat kaydedilmiştir. Hazineye irat kaydedildiği için kayıt altına alınan servet şöyledir.

Bir buçuk milyon duka altını (yaklaşık 300 milyon dolar.) 1018 mücevherli kılıç, ki bunlardan yalnız birine 500 bin duka altını değer biçilmiştir. İran ve Mısır halıları, ipekli, sırmalı kumaş ve kadifelerle dolu mahzenler! 400’ü saf kan Arap kısrağı olan 1.100 binek atı. 40 çift altın üzengi, 1.800 deve. 4 bin yük beygiri, 6 bin sığır, 500 bin koyun, çiftlikler, saraylar, konaklar, hanlar, hamamlar, cariyeler, antikalar…

Görüldüğü gibi, rüşvet gerçekten genlerimizde varmış. Onun için, günümüz rüşvetçilerini yadırgamayalım. Ekonomiye sağladıkları katkıyı da küçümsemeyelim.

Yazarın Diğer Yazıları