Genelde işleri yazarlık olanların bir unvanları da
EDİP’TİR.
Bunlara
(EDEBİYATÇI)
denildiği de vakidir. Gazetelerde köşe yazarlığı yapanlar da
EDİPLER
sınıfında mütalaa edilirler.
Edip olmanın bir anlamı da EDEPLİ olmaktır. Terbiyeli, hürmetkâr insanlar için de EDİP deyiminin kullanıldığı olur. EDİP, İSİM OLARAK DA KULLANILIR. Adları EDİP olan çok sayıda kişiler vardır. Lakin, edepsiz edipler de yok değildir. Edepsiz edipler, dün de vardı, bugün de var yarın da var olacaklar. Bu bakımdan, kendimize dert edinmeyelim. Suya, sabuna dokunmayalım. Edepsiz edipleri görmezden gelelim.
ANEKDOT
Geçmişte, atlılardan müteşekkil süvari bölüklerinin bulunduğu yıllarda, savaş çıkmış, süvari bölüklerinin ihtiyacı için at sahiplerinin, atlarını orduya hibe etmeleri istenmiş. Sadrazam dahi, atlarını orduya vermiş.
O günlerde Sadrazam ter içinde yaya olarak Babıali yokuşunu çıkarken, çift atın çektiği faytonla adı (EDİP) olan birinin inmekte olduğunu görünce bir hayli sinirlenmiş, yanındaki muhasibine, faytonla inen şahsı göstererek güya adını bilmiyormuş gibi yüksek sesle sormuş:
-Çifte koşulu atla bu faytonda olan kim!
Muhasibi:
-Encümenden Edip Efendi kulunuz!
diye cevap verince, Sadrazam yine hedef aldığı şahsın duyabileceği yüksek bir sesle:
-Edepsiz, edepsiz!
diyerek, atlarını orduya vermeyen kişiyi ağır bir dille kınamış.