ABD’nin Türkiye’ye yaptırım kararı alması büyük bir tepkiye yol açtı. Sadece Türkiye’den değil, bütün Türki ülkelerden, hatta İran’dan, Rusya’dan ve Çin’den bile tepki sesleri yükselmektedir. ABD, açık bir şekilde ekonomimizi hedef alarak İran’a benzer yaptırımlar uygulamayı amaçlamış bulunmaktadır.
ABD’nin dost olmadığı, ve sözün tam anlamıyla BAĞRIMIZDA BESLEDİĞİMİZ BİR YILAN OLDUĞU GERÇEĞİ ORTADADIR. Türkiye’nin stratejik konumu sebebiyle dost gibi görünse de, her fırsatta bizi sokmağa çalışmaktadır. Türkiye aleyhinde faaliyet gösteren bütün terör örgütlerinin kurucusu, hamisi ve destekleyicisi ABD’nin kendisidir. Şehit Orgeneral Merhum Eşref Bitlis, ABD’nin uçaklarla PKK terör örgütüne silah attığının saptandığını açıklamasının ardından, bindiği helikopter hala sebebi bilinmeyen bir şekilde düşmüştü. Bu helikopter faciasının bir kaza olmadığı açıktı ama, bükülemeyen elin öpülmesi misali, ABD’ye ses çıkarılamadı.
Bu ABD var ya IŞİD’İN, YPG’NİN, PKK’NIN DA HEM KURUCUSU, HEM HEM HAMİSİ VE HEM DE YOL GÖSTERİCİSİDİR. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. ABD’nin maskesi daha önce de düşmüştü. Kıbrıs ve Irak’ta yaşanan gelişmeleri anımsayınız. Nasıl, en zor zamanlarımızda Türkiye’ye ambargolar uygulamıştı.
Gerçekte, Suriye belasını da başımıza saran ABD’nin kendisidir. FETÖ hain darbe girişiminin de bir ABD senaryosu olduğunu bilmemek için aptal değil, AHMAK OLMAK gerekir. Şimdi de kalkmış Rusya’dan S-400 füzeleri aldık diye bize ambargolar uygulayacak. Ne kendisi istediğimiz silahları veriyor ne de başka ülkeden, hele Rusya’dan almamızı kabul ediyor. Yani, iki cami arasında bi namaz durumuna düşmemizi istiyor.
Gerçekte, daha 1975’li yıllarda, Kıbrıs ile ilgili gelişmeler sırasında ABD’nin gerçek yüzünü görmüştük. Kıbrıs’a gerçekleştirilen çıkartma sırasında ABD silahlarını kullanamayacağımızı nota şeklinde iletmişti.
Yetkililerimiz ve etkililerimiz de biliyorlar ki, ABD asla Türkiye dostu değildir. Bize dost görünmesinin sebebi, Ortadoğu’daki konumumuz sebebiyledir. Ortadoğu’yu Rusya’nın, Çin’in ve İran’ın inisiyatifine bırakmak yerine, Türkiye’yi kullanarak kendisi de bu bölgede varlığını sürdürmek istiyor. Gerçi, 51’nci eyaleti konumunda bir İsrail var ama, tek İsrail’le olmuyor. Onun yanında Türkiye de olsun ki, konumu güçlesin.
Bakın, bu yaptırım kararı Merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit’in ya da Necmettin Erbakan’ın dönemlerinde yaşansaydı, yapacakları ilk iş misilleme olarak İNCİRLİK HAVA ÜSSÜNÜ KAPATTIRMAK OLURDU. Ama, böyle bir yola girmek her devlet adamına nasip olmaz ki…
ANEKDOT
Bacanak olan iki Siirtli, ortak olmuşlar, koyun besiciliği yapıyor, alıp satıyorlarmış. Ortaklardan biri hoyrat, kavgacı mizaçlı, haksızlık yapmaktan çekinmeyen bir tipmiş. Diğeri gayet yumuşak huylu, kendi gölgesinden bile korkan bir yapıya sahipmiş.
Bir gün hoyrat olan ortak, yumuşak huylu ortağının yanına gitmiş:
-Artık ayrılalım!
demiş.
Halim selim ortak:
-Nasıl istiyorsan öyle olsun!
diye cevap vermiş.
Bunun üzerine koyunların bulunduğu ahıra gitmişler. Ahırda, ortak malı 200 koyun varmış. Hoyrat ortak, en iyi yüz koyunu bir yana ayırmış, en kötü olanları da bir yana bırakmış. Sonra ortağına dönmüş:
-Hangilerini istiyorsan al!
demiş.
Halim selim ortak bakmış ki ortada bir oyun var. Sıska, zayıf koyunların bulundukları tarafı seçmek işine gelmiyor, iyi koyunları da almağa cesaret edemiyormuş. Ortağına:
-Böyle olmaz, ben böleyim, sen istediğini al!
demeye de çekiniyormuş.
Kurtuluş olarak:
-Hele, kayınbiradere de gideyim, ona da bir danışayım
demiş.
Beriki:
-Kayınbiraderi karıştırmağa ne gerek var?
demişse de, taksimatın şeklinden rahatsız olan halim selim ortak, adeta kaçarcasına çıkmış ve müşterek kayınbiraderlerinin yanına gitmiş. Durumu anlatarak, yapılan haksızlığa karşı tavır koymasını istemiş ve:
-Koyunların en iyisini bir yana ayırıyor, en kötülerini bir yana bırakıyor. Sonra bana “hadi, istediğini seç!” diyor!
demiş bunun üzerine kayınbiraderleri:
-Sen de koyunların iyilerini seç, kötülerini ona bırak!
diyecek olmuş.
Cevap vermiş:
-Hiç kabul eder mi!
deyince gayet akıllı ve tavrını hep haklıdan yana koymakla ünlenmiş biri olan kayınbiraderi cevap vermiş:
-Sen git, benim dediğimi yap. Eğer kabul etmezse, o zaman müdahale etmek hakkım olur. Şimdi ona desem ki “En iyi koyunları bir tarafa seçmişsin, en kötü koyunları bir tarafa. Böyle taksim olur mu?” O zaman bana: Madem öyle, en iyilerini alsaydı!” demeyecek mi! Haksızlık yaptığını ispat etmek için, önce iyi koyunlara sahip çıkacaksın, haliyle o kabul etmeyecek. Benim de bu durumda müdahale etme hakkım doğacak!
demiş ve ilave etmiş:
-Ortak olacağınız zaman bana danıştığında ben sana “Onunla ortak olma, kendisinden güçlü insanlarla ortak olan, daima zarar eder” dememiş miydim!