Koronavirüs pandemisiyle yaşamaya alıştık gibi! Hem, alışmayıp da ne yapacağız.
(MASKE, HİJYEN, MESAFE)
kuralına mümkün mertebe uysak bile, dünya genelinde yaygın bir pandemiyle baş etmek hiç de kolay değildir. Hatırlayalım, Koronavirüs ilk yayılmağa başladığında
(BAHAR MEVSİMİ SONLARINDA BERTARAF
OLUR)
denilirken, pandeminin ikinci baharını(!) yaşıyoruz. Kimi bilim adamları, salgının 2022 yılının ilk aylarına kadar devam edeceğini söylerken, kimileri ise oldukça umutsuz. Pandeminin 2029 yılına kadar devam edeceğini söyleyenler bile var. Doğrusunu isterseniz, pandeminin gerçekten ne zaman sona ereceğini bilim adamlarının kendileri bile kestiremiyorlar.
İnsanlık, bu pandeminin yarattığı tahribatlardan bıktı, usandı. İnsanoğlunun çaresizliği ve ne kadar zayıf olduğu bu salgın sayesinde kanıtlandı. Dünya genelinde koronavirüs vaka sayıları 150 milyona ulaşırken toplam can kaybının 3,5 milyona dayandığı belirtilmekte.
Türkiye genelinde resmi verilere göre 5,5 milyona yakın vatandaşın koronavirüse yakalandığı, 205 bin vatandaşımızın bu menhus hastalıktan can verdikleri söyleniyor. Tabii, bu resmi rakamların ne kadar doğru olduklarının da sorgulanması gerekeceğini anımsatalım. Salgının ekonomik açıdan insanlığa maliyetinin ise 2 trilyon doları aştığı tahmin edilmekte.
Türkiye’de, 1 Haziran itibarıyla kademeli normalleşmeye başlanacağı belirtilirken, kademeli normalleşmenin de bazı kurallarının olacağı muhakkak.
Açık olarak belirtmekte yarar var. Koronavirüse karşı hiçbir çalışma başlatılmaz ve
SÜRÜ
BAĞIŞIKLIĞINA
bırakılsaydı, inanın ki yine ancak bu kadar tahribat olur, hatta, bugün için hastalık bütün insanlara bulaşmış olacağından, artık bulaşacağı kimse de kalmazdı.
Maske, hijyen, mesafe ve tabii alınacak tedbirlerin en önemlisi aşı olduğuna göre, ya bir an evvel aşı işlemlerini tamamlayalım, ya da pandemiyle mücadeleden tamamen vazgeçelim.
Hem ne demiş atalarımız, (ECEL GELMİŞ CİHANA BAŞ AĞRISI BAHANE). Biz, bu atalar sözünü (ECEL GELMİŞ CİHANA, KORONAVİRÜS BAHANE) şeklinde değiştirebiliriz…