Öyle anlaşılıyor ki Avrupa Birliği ve ABD’den umudunu kesen Türkiye, dış politikada yeni bir arayış içinde. Batı’dan istediklerini alamayan ve Avrupa Birliğinden adeta dışlanan ülkemizin ekonomik ve askeri alanda dostluklar için çıkış kapısının Batı değil, Doğu ülkeleri olduğu gerçeği ortaya çıkmıştır. Bunun için dış politikamızda gözle görülür bir değişim gözlemlenmektedir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, katıldığı bir yayınında, Türkiye'nin BRICS’e üyelik talebini doğrulamıştı.
Fidan, "(BRICS üyeliği) Avrupa Birliği ile bizim ekonomik entegrasyonumuz üyelikle taçlansaydı, belki biz birçok konuda bu türden bir arayış içerisinde olmayacaktık" diye konuştu.
Her ülkenin "ekonomik, güvenlik ve siyasi ittifaklar" kurmak zorunda olduğunu belirten Fidan, "İşte içine girip göreceğiz. Biz, sadece BRICS'e değil ASEAN'a çok yakın bakıyoruz" diye konuşmuş.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dış politika danışmanı Yuri Uşakov, Eylül ayı başındaki açıklamasında, Türkiye'nin BRICS'e üyelik için başvuru yaptığını söylemişti.
BRICS grubu, yeni ülkelerin katılımıyla genişlemeye devam ediyor. Mısır, İran, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın katılımıyla üye sayısı 10'a yükselmiş bulunmakta.
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin 2006'da BRIC grubunu kurdu. 2010'da Güney Afrika'nın da katılmasıyla grup, üye ülkelerin İngilizce isimlerinin baş harfleriyle BRICS adını aldı.
Grup, gelişmekte olan ülkelerin uluslararası konularda daha çok söz sahibi olmasını ve Batı'nın küresel finans sistemi üzerindeki hakimiyetine meydan okumayı hedefliyor.
1 Ocak 2024'te Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri, ardından gecikmeli olarak Suudi Arabistan gruba katıldı.
Gruba davet edilen bir diğer ülke olan Arjantin ise Javier Milei'nin Devlet Başkanı seçilmesinin ardından başvurusunu geri çekmişti. Azerbaycan ve Tayland da gruba katılmak istiyor.
2006 yılında dört ülke (Brezilya, Rusya, Çin, ve Hindistan) bir araya gelmeye karar verdi ve BRIC’i oluşturdu. 2010 yılında Güney Afrika’nın katılımıyla BRICS halini aldı.
Genişleme öncesi verilere göre BRICS ülkelerinin toplam nüfusu 3 milyar 240 milyon kişi civarında ve ulusal ekonomik büyüklüklerinin toplamı da 26 trilyon dolara karşılık geliyor, bu da dünya ekonomisinin yüzde 26’sını oluşturuyormakta.
Buna karşın, Atlantik Konseyi isimli ABD’li düşünce kuruluşuna göre, BRICS ülkelerinin Uluslararası Para Fonu’ndaki (IMF) yüzde 15’lik bir oy hakkı bulunuyordu.
Genişleme sonrası grubun ekonomik büyüklüğü 30 trilyon dolara yaklaştı.
2023'te Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Johannesburg'da düzenlenen zirveye grubun üye sayısının artırılması tartışması damgasını vurmuştu.
Güney Afrika'nın BRICS ve Asya Büyükelçisi Anil Sooklal zirve öncesinde yaptığı açıklamada 22 ülkenin gruba katılmak için resmen başvuruda bulunduğunu ve benzer sayıda ülkenin de katılma isteğini ifade ettiğini söyledi.
Dublin'deki Trinity College'den Profesör Padraig Carmody, "Güç dengesinin Batı'dan uzaklaştığı ve gelişmekte olan ülkelerin daha çok BRICS ülkeleri gibi yükselen güçlere yüzünü çevirdiği yönünde bir algı var" diyor.
Çin'in çok sayıda yeni ülke kabul etmek istediği ancak Güney Afrika, Hindistan ve Brezilya'nın daha az sayıda ülkenin katılmasını tercih ettiği ve Batı karşıtı dış politikalara sahip ülkelerin sayısını sınırlamak istediği düşünülüyor.
BRICS, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası finans kurumlarındaki yerleşmiş yapıyı değiştirmek ve gelişmekte olan ekonomilere daha fazla ‘temsil ve söz hakkı verilmesini sağlamak’ için kuruldu.
2014 yılında BRICS ülkeleri Yeni Kalkınma Bankası’nı (NBD) 250 milyar dolarlık sermayeyle kurdu. Bu bankanın amacı gelişen ülkelerdeki kalkınma projelerine kredi sağlamak olarak belirlendi.
Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi o dönem BRICS’e üye olmayan ülkeler de Yeni Kalkınma Bankası’na katıldı ve bu iki ülke üyeliğe davet edildi.
BRICS ülkeleri Brezilya ve Rusya’dan önde gelen siyasetçiler, uluslararası ticaret ve finans piyasalarında hakim konumda olan dolara rakip olmak için bir para birimi yaratmak fikrini yakın zaman önce ortaya attı.
Türkiye’nin dış politikada yaşadığı çıkmazları aşmak için yüzünü Batı’dan, Doğu’ya çevirmesi bizce de isabetlidir. Bir zamanlar Kurtuluş Savaşı Kahramanı ve 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün (Yeni bir dünya kurulur Türkiye de bu dünyada yerini alır) vecizesini anımsatmakta.
Bu vecizenin, Merhum İnönü’nün Başbakan olduğu 1964’lü yıllarda Kıbrıs’la ilgili olarak o yılların ABD Başkanı Lyndon Johnson’un, “NATO kapsamında verdiğimiz silahları Kıbrıs’ta kullanamazsınız” şeklindeki ikazına karşılık yazdığı cevabi mektubunda yer aldığı tarihi bir gerçektir.
Bizce de, Türkiye’nin yüzünü Batı’dan, Doğu’ya çevirmesi isabetli olmuştur. Bu tutumunu sürdürmelidir. Hem unutmayalım, Güneş Doğu’dan doğar…