Dünyada gelmiş geçmiş bütün diktatörler irdelendiklerinde hepsinin de mal varlıklarının çok yüksek olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Genelde, fakir kılığında devletin başına geçen muhterisler, mal varlıklarını güçlendirdikten sonra dikta rejimine rotayı çizerler. Evet, dikta heveslileri,
ÖNCE KARUNLAŞIR, SONRA FİRAVUNLAŞIRLAR.
Gelmiş geçmiş, mevcut diktatörler arasında serveti olmayan kimse bulamazsınız. Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, Rusya Devlet Başkanı Putin’in serveti de gündeme geldi. İddialar odur ki, Putin’in 200 milyar dolar tutarında mal varlığı var. Ancak, serveti gizli hesaplarda tutuyor.
Özellikle, Asya ve Afrika’da Devlet Başkanı olanların büyük çoğunluğunun diktatör oldukları, bunun yanında büyük servetlere sahip bulundukları hep dillendirilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, Putin’in de 200 milyar dolarlık bir servet sahibi olduğunun iddia edilmesi pek abartılı gelmiyor.
Diktatörlerin zenginlikleri de, yönettikleri devletlerin durumuna göredir. Zengin ülkelerin diktatörlerinin servetleri elbette, ekonomik gücü zayıf ülkelerin diktatörlerinden kat-kat fazladır.
Bu bir gerçektir ki, diktatörler devrilince, yabancı ülkelerin bankalarındaki gizli hesaplara yatırdıkları servetleri de ölür, gider. Ama kendilerini güven içinde hissetmeleri için para bir güçtür. Parayla satın alınabilecek sadece kişiler değildir. Devletler bile para ile satın alınabilirler.
20 yüzyılın diktatörleri Hitler, Mussolini, Çavuşesku, Saddam Hüseyin, Kaddafi, İdi Amin gibiler, hep yüksek meblağda servetlerin sahipleri idiler. Ancak, hepsinin de akıbetleri aynı oldu. Öldürüldüler, asıldılar, idam edildiler, kurşuna dizildiler. Onlar gidince de bütün mal varlıkları kayboldu.
Diyeceğimiz şu ki, hiçbir diktatörü mal varlığı da kurtaramamıştır. Darısı, dünyadaki bütün diktatörlerin başına…