Bölgemizdeki aşiretler de, terör olaylarıyla birlikte büyük çapta güç erozyonuna uğradılar. Artık, aşiret reislerinin değil, örgüt temsilcilerinin sözleri geçerli. Aşiret reisleri arasında devlet yanlısı olanlar var amma, aşiretlerine tam hekim değiller. Çünkü aşiretlerinde, terör örgütünden aldıkları emirlere itibar edenler çoğunlukta.
Şimdi, aşiretler de büyük bir çıkmaz içinde. Hele aşiret reislerinin işleri daha da zor. Devletten yana olsalar, örgütle; örgütten yana olsalar Devletle başları belaya girmekte. Bu bakımdan, her iki durumda da güç kaybı var. Bazı aşiretler ise, bir zamanlar var gibi görünen ve derin devlet tarafından kurulduğu iddia edilen Hizbullah’la özdeşleşmiş görünüyordu.
İşin gerçeği şu ki, aşiretler arasında gizli bir rekabet var. Kaybettikleri güçlerini kimileri Devletin yanında yer alarak, kimileri de örgüte destek çıkarak kazanmak istiyorlar. Terör olayları, aşiretleri kendi içlerinde bölmüş ve aşiret reislerinin otoritelerini zayıflatmıştır. Yani, terör bölgemizdeki aşiretleri de kendi aralarında ikiye bölmüştür. Bu arada, bazı aşiretlerin erkeklerinin bir bölümü korucu olmuşlar, kimileri örgütlere iltihak etmişler.
Aşiretlerin güç kaybetmesi, özellikle göçerler arasında önemli yeri olan Aşiret Reisliği müesseseni de sarsmıştır. Terör, böylece aşiretleri, aşiretlere düşürürken ve aşiret içi hizipleşmelere yol açarken, kimi gençlerin korucu, kimi gençlerin de örgüt mensubu olmalarına yol açmıştır.
Aşiretler arasında meydana gelebilecek çatışmalar ise çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Bir kıvılcım, aşiretleri birbirlerine düşürmeye ve çok sayıda insanların ölümüne yol açar. Basit gibi görünen bazı olaylarda, aslında aşiretlerin birbirlerine düşmeleri ihtimali yüksektir. Özellikle bu noktaya dikkat etmek gerekir.