Fatih Arıtürk

DEPREM HAFTASINA GİRERKEN: ASRIN FELAKETİ DEPREMLER VE SİİRT'İN KONUMU!

Fatih Arıtürk

Türkiye,  6 Şubat 2023 günü saat 04.17’den itibaren

ASRIN FELAKETİ

olarak yorumlanan depremlerle boğuşmaktadır. İlk ikisi 9 saat arayla gerçekleşen Kahramanmaraş Merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerden sonra 20 Şubat günü de 3 dakika arayla Hatay merkezli olarak gerçekleşen 6.5 ve 5.8 şiddetindeki depremlerle sarsıldık. Türkiye’nin nüfusunun ve topraklarının beşte biri bu depremlerin yol açtığı enkazın altında kaldı. 11 ilimizin enkaza dönüşmelerine yol açan bu şiddetli depremleri, o günden bu güne 10 bine yakın artçı depremin izlediği, Kandilli rasathanesinin verilerine yansımış bulunmaktadır. 11 il dışında kalan mücavir iller arasında Siirt, Mardin, Şırnak ve yakın çevre illeri de bulunmaktadır. Ancak, depremlerin şiddetlice hissedilmesine karşılık, depremden doğrudan etkilenen iller dışında mücavir illerde binaların yıkılması ve can kaybı yaşanmamıştır. Artçı depremler ise hala devam etmektedir.

Türkiye olarak yaşadığımız bu acı tablo devam ederken adına

DEPREM HAFTASI

dediğimiz  zaman diliminin içine girmiş bulunmaktayız. Bilindiği gibi 1-7 Mart tarihleri arası günler Sivil Savunma ve Deprem haftasıdır. Bu hafta, Ülkemiz genelinde yaşanabilecek depremlerin sözde etkinliklerinin anlatıldığı ve alınması gereken önlemlerin öne çıkarılarak uygulanmağa konduğu haftadır. Yıllardan beri sözde halkın bilinçlendirilmesi amacına yönelik uygulanan bu haftada

(BOŞ HAVANDA SU DÖVÜLMÜŞ OLACAK Kİ) DEPREMLER KONUSUNDA HİÇ BİR CİDDİ TEDBİRİN ALINMADIĞI YAŞANAN ASRIN FELAKETİYLE ORTAYA

ÇIKMIŞTIR.

Depremin enkaza çevirdiği 11 ilde can kaybı resmi rakamlara göre 45 bini bulmuştur. Yaralı sayısı ise 120 bin olarak ifade edilmektedir. Japonya’da 8-9 şiddetinde depremlerde bile alınmış tedbirler sayesinde ölüm ve yıkım olayları yaşanmazken, Türkiye’de yaşanan tablo, depremle ilgili hazırlıklar konusunda

SINIFTA KALDIĞIMIZIN RESMİDİR.

Bilim adamları, yıllardan beri deprem bölgesinde yaşanabilecek tehlikelere dikkat çektiler ama ilgililerin bir kulağından girip, bir kulaklarından çıkmış olacak ki, hiçbir tedbir almak ihtiyacını hissetmemişler, üstelik çıkardıkları imar aflarıyla depremlerde yaşanacak tehlikenin büyümesine çanak tutmuşlardır.

Bu arada, hatırlatmakta yarar var. Bilindiği gibi, Türkiye’nin 1. derece deprem riskli illeri arasında Siirt de yer almaktadır. Allah’a şükürler olsun, bugüne kadar Şehrimizde ve hatta İlimiz genelinde can ve mal kaybına yol açacak bir deprem yaşanmadı. Son depremleri derinden hissettik ama yıkılan binalarımız, can veren insanlarımız olmadı. Geçmişini irdelediğimizde de İlimizde önemli sayılacak bir deprem olayının yaşanmadığı anlaşılmaktadır. Yaşları 100’ü aşan hemşerilerimiz var. Onlar da, Siirt’te bugüne kadar ölümlü bir deprem olayının yaşandığını anımsamıyorlar. Hatta 100 yaşındaki bu büyüklerimiz, kendi dedelerinden de, Siirt’te can ve mal kaybına yol açan bir deprem olayı duyumunu almadıklarını söylemektedirler.

Peki, nasıl oluyor da, Siirt birinci derece riskli deprem kuşağına dahil iller arasında gösteriliyor.  Gerçi, tedbirli olmak açısından önemli bir ikazdır amma, bu durumu hangi bilgiler doğruluyor, bilemiyoruz.

Tabii, bu konunun uzmanları vardır. Adına

FAY HATTI

denilen bir hattın mevcut olduğu ve bu fay hattının üzerinde bulunan illerin riskli iler oldukları belirtilmektedir. Bilimle ilgili tespitleri inkâr edemeyiz. Çağımız, bilgi çağıdır. Teknoloji gerçekten çok gelişmiştir. Deprem varsa, depreme karşı alınacak önlemler de mevcuttur. Bundan dolayıdır ki, Japonya gibi deprem ülkelerinde 8-9 şiddetinde depremlerde bile ölen tek insan, yıkılan tek bina olmuyor.

Siirt, gerçekten birinci derecede deprem riski taşıyorsa

(ki bilimin ışığında söylenen budur)

o zaman, bugüne kadar ölümlere ve büyük yıkımlara yol açan bir deprem yaşanmadı diye tedbiri elden bırakmak olmaz. Bilhassa, Şehrin eski kesiminde

(Allah

Korusun)

7 şiddetinde muhtemel bir depremde taş üstüne taş kalmayacaktır. Ölen ve yaralananların sayıları da buna göre yüksek olur. Bu açıdan, Şehrin eski kesimin bir an evvel ve mutlaka masaya yatırılması gerekir. Çünkü bu kesimdeki evlerin büyük çoğunluğu zaten

MAİL-İ İNHİDAM olarak nitelendirilen YIKILMAYA MEYİLLİ CAS yapılardır.

Henüz bir facia yaşanmadan, Siirt’in eski kesimi mutlaka, ama mutlaka ele alınmalıdır.

Şehrin yeni kesimine gelince, bu kesimdeki binaların da pek sağlam oldukları inancında değiliz. Müteahhit işi yapılan binaların eksik demir, eksik ve kalitesiz çimento gibi sorunları olduğu, birçok binanın, duvarlarının çatladığı bilinen gerçeklerdendir. Deprem riskine karşı dayanıklı olup olmadıkları yapılacak testlerle rahatlıkla ortaya konulabilir.

Deprem haftasını boş laflarla geçiştirmek yerine, bu konularda çalışmalar yapılması zorunludur. Hele, yapılan yeni inşaatların mutlaka, ama mutlaka ta temel hafriyatından başlanarak sürekli kontrol altında tutulmaları gereklidir. Zaten, bu zorunluluk yasalarımızda mevcuttur. Ancak, konunun yeterince takip edildiği inancında değiliz. İnşaatları denetleme şirketlerinin çalışmalarının da denetlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Evet, 1-7 Mart deprem haftasında konuşmaktan çok yapılması gereken konulara parmak bastık. Dileriz ki, 6 Şubat 2023 gününden bu yana yaşanan ve

ASRIN FELAKETİ

olarak yorumlanan depremlerden sonra, deprem haftası etkinlikleri geçmiş yıllarda olduğu gibi yine kuru laflarla geçiştirilmez.

BOŞ HAVANDA SU DÖVÜLMEZ!

Yazarın Diğer Yazıları