12 Muhtırasının yıldönümünde bir durum değerlendirmesi yapalım istedik.
(Demokrasinin ırzına geçmek!)
bu ülkede alışkanlık haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşen ilk askeri darbe (ilk tecavüz olayı), 27 Mayıs 1960 tarihlidir. Darbe, emir komuta zinciri içinde yapılmamıştır. 37 düşük rütbeli subayın planlarıyla gerçekleştirilmiştir. Kendilerine
(Milli Birlik Komitesi)
adını veren darbeci subaylar, Demokrat parti iktidarı tarafından mecburi izne çıkarılan ve 1960 Ağustosunda emekli edilmesi beklenen Kara Kuvvetler Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel’i İzmir’deki konutundan pijamasıyla Ankara’ya götürerek komitenin başına getirmişlerdir.
Demokrasinin ırzına geçmek işinde ikinci olay 12 Mart 1971’de dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet Komutanları tarafından imzalanan bir muhtıranın, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a verilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu muhtıra ile Süleyman Demirel hükümeti istifa etmek zorunda bırakılmıştır. Yani, Türkiye’de bir kere daha demokrasinin ırzına geçilmiştir.
12 Mart muhtırasını, 12 Eylül Askeri darbesi izlemiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve kuvvet komutanları, emir komuta zinciri içinde idareye el koymuş, Süleyman Demirel hükümetine son vermiş ve demokrasiyi bir süreliğine rehin almışlardır. Kendilerine Milli Güvenlik Konseyi adını veren ihtilal komitesi yeni bir anayasa hazırlatmış ve halkın referandumuna sunarak yüzde 92 oyla kabul edilen anayasa yürürlüğe konulmuştur.
28 Şubat post modern darbesi ise 1997’de Milliyetçi Cephe Hükümetine muhtıra verilerek Necmettin Erbakan Başkanlığındaki hükümetin devrilmesine, yani yine demokrasinin ırzına geçilmesine yol açmıştır.
Demokrasinin, sürekli olarak ırzına geçildiği ülkemizde 15 Temmuz 2016 günü de yeniden bir
(IRZA GEÇME)
olayı gerçekleştirilmek istenmiş, ancak, demokrasinin ırzına geçmek isteyenler, pantolonlarının düğmelerini çözmeye uğraşırlarken
SUÇÜSTÜ
yakalanmışlardır!!!
Genç ve güzel kızları
DEMOKRASİ’NİN
sık-sık ırzına geçilmesine artık tahammül edemeyen
TÜRK
MİLLETİ
bu defa tecavüze uğratılmasına seyirci kalmamış ve
(durun bakalım, ne oluyoruz, kızımıza yazık, günah değil mi!)
diyerek,
IRZ VE NAMUS DÜŞMANLARINA SUÇÜSTÜ YAPMIŞTIR! İşin acı tarafı, TECAVÜZCÜLERİN BAŞININ BİR İMAM OLDUĞUNUN SÖYLENMESİ!
Zaten, bu ülkenin başına her ne geldiyse sahte din adamlarından ve sahte imamlardan gelmedi mi!
Peki, şimdi bu ülkede gerçek anlamda demokrasi var mı. Ara ki bulasın. Askeri diktalar son buldu, sivil diktalar hortladı…