İsyan gibi gösterilen bu olayların altında yatan gerçeklikle yüzleşmediğimiz müddetçe bu tür olayların bitmeyeceğini, aksine artarak devam edeceğini ne yazık ki belirtmek istiyorum.. Sadece Amerika'daki değil tüm dünyada doğu bölgesinin nedense hep terk edilmiş gibi bir izlenimi var maalesef, ama böyle sosyal adalet denilen gelir dağılımı eşit veya biraz daha dikkatli dağıtılmaz ise bitecek gibi durmuyor.. Şimdi meseleye bir de buradan bakalım.. Avrupa'nın İskandinav dediğimiz bölgelerinde ve ortasında bu tür olaylar hiç olmuyor veyahut münferit olarak zaman-zaman kısa bir süre yapılmak isteniyor ama, başarırlar mı? örneğin Almanya buna geç de olsa uyandı ve kendi ülkesini yangın yeri olmaktan kurtardı, daha gün gibi Doğu Almanya, Batı Almanya ayrılığı, Doğuda yaşayan Almanlar köylü olarak görülüyor hatta 2. sınıf insanlar olarak adlandırılıyordu, ne zamanki Doğu'daki Almanlar uyanmaya başladı, Batı'nın başına bela oldular ve seslerini yükselttiler.. Baktılar ki iş çığrından çıkıyor, kapıları açıp kendi zincirlerini kırdılar.. Şimdi Almanya'da Doğu ve Batı diye bir şey kalmadı sadece bir kaç yıl ekonomide dengesizlik oldu elbet ama, şimdi bütün yatırımlar eşit olarak dağıtılıyor ve Avrupa'nın en büyük ülkesi benim diyor haklı olarak.. Nedense dünyada bütün yatırımlar Batı ve Güney’e yapılmış, neden böyle bilmem ama, yapılan yanlışlıklar insanlar arasında uçurumlar yaratıyor.. İngiltere Avrupa'dan çıktı, neden? çünkü kendi hegemonyası altındaki Kuzeyinde ve Doğusunda kalan Britanya krallığına bağlı ülkeler biz burada dururken sen Avrupa'ya hizmet ediyorsun diye isyan ettiler ve biz de referanduma gidip krallıktan ayrılacağız dediler.. İngiltere baktı pabuç pahalı, hemen çark etti ve ey Avrupa ben yokum, hadi bana eyvallah dedi.. Böyledir, zor oyunu bozar.. Peki Kore'ye ne diyelim, bir tarafı dünyanın en gelişmiş, diğer yarısı ise bela çıkarmak için bekleyen büyük bir tehlike.. Sebep anlattığım yanlış politikalar, ülkelerin bu Batı ve Güney sevdasını anlayabilmiş değilim..
Durum bizde de farklı değil, bizde de sosyal adalet dengeli dağıtılmamış, ülkenin Batısı paydan yüzde 65 hisse almış, geri kalan yüzde 35 ise tüm ülkeye dağıtılmak istenmiş.. Hal böyle olunca gelinen nokta, kent yaşamında köylü hayatı yaşayabilmek zorunda bırakılmak istenen ve bunun da altyapısını doğru oluşturmadığı için.. Kentte yeni tanıştığınız birinin ilk sorduğu soru; nerelisiniz öyle değil mi? adını sormadan nerelisiniz diyoruz ve bu da bilinçaltında bizlere verilmiş mesajın bir algılama şekli değil mi? Anadolu'nun birçok yeri böyle, sadece Batı ve Güney burada daha şanslı, o da galiba ülkelerin genel politikası ile alakalı, yani bize özgü bir durum değil.. Peki doğru mu? değil elbette ve biz de bunun acısını teröre verdiğimiz kurbanlarla ve bahsedilen bilmem kaç milyar dolarla ödedik ve halen de ödüyoruz.. Memleketimiz Siirt ve gelişen olaylarda en çok muzdarip olan memleketlerden biri, üstelik bu kadar devletçi bir anlayış yapısına sahip olsak bile 20 yıl öncesine kadar nerelisin dendiğinde Siirtliyiz dediğim zaman adam Siirt,Siirt, Siirt diye diye mırıldanıp sonrada yer çekimini keşfetmiş gibi; hee hatırladım Doğuda bir yerde değil mi diye sorardı.. Onu bile tam doğru bilmezdi, çok şükür bugünlerde Siirt herkes tarafından biliniyor ve bu da bizleri çok mutlu ediyor.. Yeter mi yetmez elbette.. Yalnız son zamanlardaki atılımlarımızdan devletin ve özellikle hükümetlerin bakış açısının değişmesi ile Doğuya ve Anadolu'nun ortasına Kuzeyine yapılan son yatırımlar gösteriyor ve bizleri doğruluyor.. Yeniden bir tersine göçün başlangıcı olacak gibi, üstelik bunun şöyle yararları da var ki, Batı kültürü ile bütünleşik sosyal dengelerin birlikte ortaya konan yaşam dengesi tıpkı Almanya örneği gibi entegre yaşamın cazibesi ve bu durum arada açılan makasın bir nebze olsun kapanması demektir.. İşi, aşı, eşi olanın huzursuzluktan ne gayesi olabilir, olsa bile bu durumda diğer insanlar tarafından engelleneceği için bir daha o da yapamaz.. Sevgili okurlarım sosyal adalet denilen mekanizma doğru çalışmadığı müddetçe hakça bir yaşam asla mümkün değildir.. Ve bunun aksini savunmakta mümkün değildir, bir tarafta ekonominin büyük pastasını alıp sonra da ben yarattım, ben bilirim edasıyla ahkâm kesip, sözüm ona racon kesmek ne kadar doğru olabilir ki? Sevgili dostlarım elbette gidişat şu ana kadar böyle idi ama yiğidin hakkını yiğide vermek adına şöyle bir etrafımıza ve yapılan yatırımlara bir bakalım, gerçekten Anadolu'ya ve bölgemize yatırımlar yapılmaya başlandı, yüz yıldır izlenilen politikanın değişmeye başladığını görüyoruz ve göreceğiz de.. Bu artık sadece bir hükümet meselesi değil, bir devlet anlayışı olmalıdır, hükümetler gelir-geçer bu bir devrandır.. Bugün sana yarın bana aslolan devlet politikasının ve mantalitesinin değişmesidir.. Ümitle ve büyük bir heyecanla görüyorum ki, bakış açısı değişiyor, şimdi sizler diyebilirsiniz ki, devlet politikasını yaşatanlar hükümetlerdir ve mevcut olan iktidarlardır, elbette iktidarlar güçlü ve bağımsız olduğu müddetçe devlet politikasında her türlü mekanizmayı harekete geçirebilirler, tıpkı günümüzde olduğu gibi.. Umut ediyor ve dua ediyorum, bizim başımıza kim gelirse gelsin, önce adaleti sağlasın.. Anayasal hukuk sistemi güçlü olan devletler her koşulda ayakta kalmayı becerebilirler.. Önce devlet politikasının yeni bir yapılanma ile çürümüş anayasanı değiştirmeleri daha aydınlık ve hukukun üstünlüğüne bağlı o günkü hükümetin savcısı, hakimi değil, her zaman devletinin bir görevlisi olduğunu bilen yeni bir hukuk anlayışı hepimize lazım olandır.. Yoksa çok yakın zamanda gördük ki, devlet sisteminde değil de insanların kendi zihniyetinde yetiştirmiş olduğu hakim, savcı, polis ve asker gibi beyinleri yıkanmış zavallı insanlarla karşı-karşıya kalabiliriz.. Bunun tek yolu devletini seven insanlar yetiştirebilmekten geçer yoksa bu tür karanlık zihniyetli insanlar her zaman pusuda beklerler.. Gördünüz Amerika’daki olaylardan nerelere geldi yazı.. Gerçekten öyle değil mi, adalet herkese lazım.. Amerika'daki siyahlara da, Afrika'dakilere de, dünyanın dört bir tarafında sadece Müslüman diye zarar gören Arakan’lı Müslümanlara da, Doğu Türkistanlı ya da Filistin’liye de ve birçok yerde din ayırımı yapmadan zulüm gören tüm insanlara da.. Önce adalet ve devlet politikası.. Boşuna dememişler devleti yaşat ki millet yaşasın.. Allah’a emanet olun…