Bugün saat 10:00’da Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un çağrısıyla Türkiye genelinde okul bahçelerinden, evlerin balkonlarından, hatta iş yerlerinden İstiklâl Marşı terennüm edilince durumdan haberdar olmayan kimileri bir an tereddüde kapılarak (Ne oluyor, yine darbe mi oldu?) korkusuna kapıldılar. Öyle ya! (Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü!) deyiminde olduğu gibi, durumdan ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından verilen talimattan haberi olmayan vatandaşlar, bir an için tedirginlik duydular. İstiklâl Marşının zamansız bir şekilde öyle bir ağızdan okunması konuya vakıf olmayanlar açısından haklı olarak endişeye yol açmıştı.
(FETÖCÜLER gitti, METÖCÜLER Mİ DARBE YAPTI!) endişesi duyanlar oldu. Neyse ki, iş anlaşıldıktan sonra sakinleştiler.
Darbe konusunu böyle gündemde tutarsanız, millet, haklı olarak telaşa kapılabilir. İstiklâl Marşı’nın nerede, ne zaman ve hangi durumlarda okunacağının kuralları vardır. Siz, durduk yerde bir
BAYRAK TÖRENİ
icat ederseniz, milleti de konuyla ilgili tam anlamıyla bilgilendirmezseniz, vatandaşlar haklı olarak endişeye kapılabilirler.
Elbette, millet olarak İSTİKLÂL MARŞIMIZI DA, MARŞIMIZIN YAZARI MERHUM MEHMET AKİFİ DE ÇOK SEVİYORUZ. Geçmişte, DARBE TEŞEBBÜSLERİNE KARŞI İSTİKLAL MARŞINI OKUDUK. 15 Temmuz hain FETÖ kalkışmasında, bugünkü demokrasi meydanında hep bir ağızdan İSTİKLÂL MARŞINI OKUDUĞUMUZ ÇOK OLDU. İşte, bu sebepten olacak ki, durumdan haberleri olmayanlar, haklı olarak (NE OLUYORUZ YAHU! YİNE DARBE Mİ OLDU) tereddüdüne kapıldılar. Böyle bir korkuya kapılmanın en önemli sebebi ise
DARBE SÖYLENTİLERİNİN YAYILMASI VE SIK-SIK DİLLENDİRİLMESİDİR.
Evet, Bayrağımızı da, İstiklâl Marşımızı da, Vatanımızı da çok hem de pek çok seviyoruz. Ancak, Bayrağımızın da İstiklal Marşımızın da hiç gereği yokken istismar konusu olmasına gönüllerimiz asla razı değildir.
ANEKDOT
Bir Çayhanenin önünden geçerken pek de samimiyeti olmadığı biri tarafından çay içmeğe davet edilen kişi oturup çay içmiş. O sırada kendisini davet eden şahıs:
-Şimdi geliyorum!
diye çay parasını ödemeden ayrılmış. Cebinde parası olmadığı için mecburen gelmesini beklemeğe başlamış. Ama ne gelen, ne giden. Kendisi de, bu arada çayhanenin önünden geçen ve uzaktan tanıdıklarını çay içmeğe davet etmeğe başlamış. Amacı, kendisini eken kişi gibi birilerine çay içirip ekmek ve çayhaneden uzaklaşmakmış ama, davet ettiklerinin hepsi de çaylarını içer içmez kalkıp gidince, ödemesi gereken bir hayli çay parası birikmiş. Ne yapıp, ne edeceğini düşünürken, o sırada İstiklâl Marşı okunmağa başlamış. Çayhanedekiler dahil herkes ayağa kalkarak esas duruşa geçmişler. Fırsat bu fırsat diyen zavallı da durumdan yararlanarak hızlı adımlarla çayhaneden uzaklaşmağa çalışırken arkasından biri:
-Vatandaş, vaziyetini al!
diye seslenmiş. Amacı çayhaneden ve çayhaneciden uzaklaşmak olan zavallı cevap vermiş:
-Ben, vaziyetimi çoktan aldım!