1,5 yıldan beri devam eden Koronavirüs pandemisinde ölenlerin sayıları azalacağına artıyor. Sonbahar mevsiminin yağışları başladı, başlayacak. Yaz mevsimi boyunca camilerin dışındaki alanlarda namaz kılınarak sosyal mesafeye nispeten uyum sağlandı. Şiddetli sağanak yağışları başka illerde başladı bile. Sonbahar mevsiminin ilk ayını gerilerde bırakarak kış mevsimine yaklaşırken, Cuma namazı konusunda birkaç satır yazı yazmak ihtiyacını hissettim. Bilindiği gibi, yaz mevsimi boyunca, hatta, geçtiğimiz Cuma gününe kadar, sosyal mesafenin korunması açısından bir rahatlama vardı. Spor sahalarında, camilerin bulunduğu alandaki yollarda, sokaklarda namaz kılınabiliyordu. Artık, mevsim yağışları başladı. Bundan böyle daha da şiddetli yağışlar olacak. Haliyle camilerin içinde sosyal mesafeye uyulması mümkün olmayacak.
Pandeminin tavan yaptığı ve her dört kişiden birinin koronavirüs mikrobu taşıdığı düşünülürse, bu şartlar altında Cuma namazlarının kılınması, pandeminin yayılmasının hızlanması açısından büyük tehlike arz edecektir. Gerçekte, Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulunun konuyla ilgili açıklama yapması ve bu şartlar altında Cuma namazının kılınıp kılınmaması gereğine açıklık getirmesi zorunluluğu vardır. Vatandaşlar, tereddüt içinde. Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulunun bir açıklama yapması durumunda, Müslüman kardeşlerimiz de buna göre davranacaklardır.
Hem, Cuma namazı hutbelerinin mümkün mertebe kısa tutulmaları konusunda özellikle Diyanet İşleri Başkanlığını uyarmak gerekir. Çünkü biliyoruz ki, Cuma hutbeleri Diyanet İşleri Başkanlığının mutfağında pişirilerek servis edilmektedir. Hutbelerin, siyasi mesajlara dönüştüğünü söyleyenler var. Cuma hutbelerini dinlerken, inanır mısınız, gerçek İslamiyet'in ruhuyla bağdaştığını söyleyemeyiz. Yağışlar başlarken, sosyal mesafeye uyulamayacağı muhakkak. Bu açıdan, hutbeler kısa tutulsun, siyasi propagandalara malzeme yapılmasın!
Sesimi duyurabileceğimi bilsem Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kuruluna bir çağrım olacak. Bir zahmet, dinin kurallarına uygun davranın artık.