Siirt’in birinci dönem Milletvekillerinden Merhum Kadri Oktay’ın (KADRİ EFENDİ) Meclis-i Mebusanın kürsüsünden yaptığı ve tutanaklara geçmiş meşhur bir ifadesi vardır. İşleri yağcılık olan mebuslara şöyle seslenmişti:
-“BIRAKIN, BU TABASBUSU KELBİYEYİ!”
Bu eski deyimin anlamını öğrenmek için sadeleştirerek yazalım:
-“BIRAKIN, KÖPEKLER GİBİ YALTAKLANMAYI!”
Merhum’un, bu deyimi ne için ve hangi şartlar altında söylediği, meclis zabıtlarında vardır. Ama o günün şartlarında böyle bir deyim kullanabilmek, gerçekten YÜREK İSTERDİ. Siirtli atanmış genç bir mebus, bu ifadeyi hiç çekinmeden ve fütursuzca kullanmıştı.
Atamalarla olduğu dönemlerde, böyle yiğit milletvekilleri bulunan Siirt’in, daha sonra düşürüldüğü duruma bakıyoruz da, şaşırıp kalıyoruz. Kadri Efendi, seçilmiş değil, atanmış bir milletvekiliydi. Türkiye’de, 1950 yılına kadar milletvekillerinin hepsi de seçimle değil, atamayla tespit edilirlerdi. Ama atamaların ne kadar isabetli olduğu KADRİ EFENDİ örneğinden ortada.
Bugünkü ortamda, TBMM’nde, hangi partinin milletvekili, kendi liderine tabasbusta bulunanları “KELP GİBİ=KÖPEK GİBİ” YALTAKLANMAKLA SUÇLAYABİLİR.
Atanmış milletvekilleriyle, seçilmiş milletvekillerine bakıyoruz, kalite itibarıyla, atanmışlar, seçilmişlere 10 kat çekiyor. Atanma usulü tespitlerde, demokrasi yok ama adam gibi adamlar var. Demokratik sistemde ise, ne hikmetse daha düşük ayardakilere fırsat düşüyor.
Gerçekten de, kafaları karıştıran bir durum, bu. Atanmışlar, demokratik ortamda gelenlerden üstün olduklarına göre, bizim, demokratik sistemimizde bir hata mı var, dersiniz!
Ya Rahmetli Kadri Efendi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için (Allah’ın bütün sıfatlarını üzerinde toplamış) hezeyanlarını söyleyenleri görse, acaba, o zaman ne derdi!