İşin gerçeği şu ki, Türkiye geneline göre Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinin insanları, tahsil itibarıyla diğer bölgelerden geri durumdalar. Elbette, bunun birçok sebepleri vardır. Ancak, önemli sebeplerinden biri de, bölgedeki feodal sistemdir. Bir yandan aşiret liderleri, diğer taraftan işleri din istismarı olan sözde
ŞEYH EFENDİLER,
bölge halkının geri kalmasında önemli rol oynadılar. Çünkü okumuş aydın kişiler onların varlıklarını sarsabilirdi. Bunun için, bölgenin gençlerinin okumalarına engeller koydular.
İşte, bu durumu anlatan çarpıcı bir anekdot:
Hacı Ali, ilkokul üçten terk bir hemşerimiz. Kendisine bir gün:
-Neden hiç olmazsa ilkokulu bitirmedin?
diye sorduğumda, bana aynen şunları anlatmıştı:
-İlkokul üçüncü sınıfa gittiğim yıl, bir gün okuldan çıkmış, eve gidiyordum. Baktım, köyün meydanı hayli kalabalık. Çocukluk merakıyla, ben de kalabalığa doğru koştum. Köyün meydanında at üzerinde cübbeli, sarıklı, sakallı 40-50 yaşlarında bir adam durmuş. Köyün genç kızları, atının altından geçiyor, erkekler, saygı duruşunda gibi! Ağabeyim de oradaydı. Ağabeyimi görünce, ona yöneldim. Bana:
-“Koş, Şeyh Hazretlerinin elini öp!”
dedi.
Ben de, diğer çocuklar gibi el öpme kuyruğuna girdim. Sıra bana gelince, Şeyh Efendinin elini öpecekken, elimdeki kitaplar yere düştü. Şeyh Efendi hiddetlenmişti:
-Kimin oğlusun?
diye sorunca, benim cevap vermeme fırsat kalmadan, ağabeyim koşarak yanıma geldi.
-Şeyh Hazretleri, köleniz, benim kardeşimdir!
dedi.
Şeyh, bu defa ağabeyime kızarak söylendi:
-Bak, elinde gâvurların kitapları var. Kardeşini okula mı gönderiyorsun?
diye sordu.
Bunun üzerine Ağabeyim bana dönerek:
-Git, önlüğünü çıkar, bir daha da okula gitme sakın!
dedi.
O zaman anlamıştım ki, köyümüz gelen bu sakallı, cüppeli, sarıklı zat köylülerin kerametlerini anlata, anlata bitiremedikleri Şeyh Hazretleriymiş!
Köyün kızları, erkek çocukları olsun diye atının altından geçiyorlarmış.
O günden sonra, okul yerine, çobanlık için meraya gitmeğe başladım. Doğrusu, ben de okuldan kurtulduğum için seviniyor, Şeyh Efendiye dua ediyordum.
Ama benim okula gitmeme karşı çıkan ve kitaplarıma
“gâvur kitapları”
diyen şeyh hazretlerinin bütün çocukları okudular. Doktor oldular, mühendis oldular, hatta milletvekili bile! Biz ise yine öyle ortada sipsivri kaldık! Eskiden, şeyhlerin huzurlarına dualarını almak için gidiyorduk, şimdi, bizleri bir kadroya yerleştirirler umuduyla!