Türkiye genelinde çiftçiler gerçekten zor durumda. Bunun sonucu olarak toprağını terk eden çiftçilerin sayıları gün geçtikçe artmakta. Sonuç olarak tarım ülkesi olmak iddiamız da güme gitmektedir. Türkiye’nin saman bile ithal eder duruma gelmesinin başka bir izahı var mı. Buğdayı bile ithal eder hale düşürülen Türkiye’de ekmek fiyatlarına yakında katmerli bir zam gelecek. Çiftçilerin, çok zor bir durumda oldukları gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Bir medya patronuna 750 milyon dolar kredi veren Ziraat Bankası, çiftçilere kredi vermekten imtina ediyor, vermemek için adeta bin dereden su getiriyor. Özellikle Bölgemiz çiftçileri Ziraat Bankasından kredi alamadıkları için TEFECİLERİN BATAĞINA SAPLANDIKLARINI belirtmektedirler. Çiftçilerimiz, bölgemizdeki arazilerinin “RİSKLİ” kabul edilmesinden ve kredi alımlarında ipotek olarak değerlendirilmemesinden yakınmaktadırlar.
Bin dönüm arazisi olan çiftçiye bile kredi kullandırırken, “iki kefil memur bul” denildiğini belirten çiftçiler, “buna, aslanı kediye boğdurmak denilir!” tabirini kullanmaktadırlar. Topraklarında, çok sayıda marabanın geçimini sağlamalarına karşılık, devlette görev yapan bir odacı kadar kredilerinin olmadığını belirten çiftçiler, doğu ve güneydoğu bölgelerinin üzerine konulmuş olan
“RİSKLİ BÖLGE!”
imajının kaldırılmasını ve arazilerinin ipotek edilmesi karşısında kredi verilmesini talep ettiler.
Çiftçileri desteklemekle görevli ve asıl amacı bu olan
ZİRAAT BANKASININ,
çiftçilerin yüzlerce dönüm arazisini ipotek kabul etmeyerek, kefalet için memur istemesi, bir başka tefecilik türünün ortaya çıkmasına yol açmıştı. Kefil olacak memurlar, kefalet ücreti isteyerek, bir nevi tefecilik yapıyorlardı!
Çiftçiler bu durumlarından yakınırken “bu gidişle, çiftçiliği terk etmekten başka çaremiz kalmayacak!” diyerek sıkıntılarını dile getirmektedirler.
Çiftçilerimizi, tefecilerin elinden kurtarmanın zamanı gelmeyecek mi…