Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ehliyetsiz ve liyakatsiz biri tavassutlar sonucu
ŞEHRÜLEMİN
yapılmıştı. Bu yüzden, cakasından geçilmiyordu. Bir gün, yolda bu şahısla karşılaşan Bektaşi’nin biri, mevkiini, makamını bilmezden gelerek yaklaşmış ve sormuş:
-Beyzadem, siz yüksek mevkide birine benziyorsunuz. Acaba, göreviniz nedir, öğrenebilir miyim?
diye sormuş.
Adam, büyük bir gururla:
-Nasıl bilmezsin, ben İstanbul’un ŞEHRÜLEMİNİYİM!
diye cevap vermiş.
Bunun üzerine Bektaşi yine sormuş:
-Peki, bundan sonra ne olacaksınız?
Adam yine kibirli bir ifadeyle:
-Vezir olacağım!
diye soruyu yanıtlamış.
Ama Bektaşi sorularına devam etmiş:
-Peki, daha sonra ne olacaksın!
Adam yine kendinden emin bir tavırla:
-Kim bilir, belki Padişah Efendimizin gözüne girer, Sadrazam olurum!
demiş.
Bektaşi yine sormuş:
-Peki, ondan sonra?
(Padişah olacağım!)
diyemeyeceği için muhatabı bu defa kızgınlıkla:
-Daha ne olacağım! HİÇ OLACAĞIM, HİÇ!!!
diye cevap vermiş.
Bunun üzerine Bektaşi, taşı gediğine koymuş:
-Peki, neden bu kadar gururlanıyorsun! Bak bana! Ben zaten şimdiden HİÇ’İM!!!