Beddua etmek, bir bakıma mekruh sayılabilir. Ancak, şirazeden çıkan öyle durumlarla karşılaştığımız olur ki beddua etmemek konusunda insan kendisini dizginleyemiyor!
Şimdi gelin, kimlere beddua etmek zorunluluğunu duyduklarımızdan birkaçını sıralayalım:
*Cennet Vatanımızı bölmek isteyen hainlere,
*İnsanlarımızı ALLAH ile kandırmağa çalışan ve dini araç olarak kullanan riyakârlara,
*Adalet dağıtma makamında oldukları halde, adaleti ayaklar altına alırcasına kararlar verenlere,
*Rüşvet alanlara, rüşvet verenlere,
*Zalimlere, zalimlere yardım edenlere,
*Mazlumları ezenlere,
*İşi ehil olmayanlara veren yetkililere,
*Devlet kurum ve kuruluşları için açılan kadroları birilerine peşkeş çekenlere,
*Ülkenin varlıklarını talan edenlere, talan sonucu edindikleri servetleri yurt dışına kaçıranlara,
*Devlet sorumluluğu gerektiren işlerinde NEPOTİZM uygulayanlara,
*Fakir, fukaranın hakkını, yandaşlarına peşkeş çekenlere,
*Harun gibi gelip, Karun olanlara,
*Musa gibi gelip, Firavun kesilenlere,
*Hüseyin gibi mazlum gelip, Yezidleşenlere,
Beddua edilmesi gerekli olanlar saymakla bitmiyor ki!
Şimdi soruyorum. Bu saydıklarımıza BEDDUAYA VAR MISINIZ!