Mübarek Ramazan’ı Şerif’in son günlerindeyiz. Şüphesiz, Ramazan ayının ve Bayramının İslam coğrafyasında ve Türk kültüründe çok önemli bir yeri vardır. Ramazan ayı boyunca ülkemiz genelindeki büyük camilerin minareleri arasına mahya denilen ışıklandırma sistemleri kurulur. Ramazan ayının ilk günlerinde genelde
"Hoşgeldin ya
Şahr-ı Ramazan"
benzeri mesajlar içeren mahyalar, Ramazan ayı boyunca her gece farklı bir mesaj verilmesi açısından değiştirilir. Ramazan Bayramından birkaç gün önce mahyalarda genellikle
"Elveda Ya Şahr-
i
Ramazan"
benzeri uğurlama mesajlarına yer verilir.
Geçmiş yıllarda Türkiye’de Ramazan ayı ve bayramı ile özdeşleşen bir başka kültürel öğe de gölge oyunudur.
"Hacıvat ve Karagöz"
ile gölge oyunu kültürümüzün önemli bir parçasını oluşturur. Eski zamanlarda, gölge oyunu Ramazan gecelerinde insanların en büyük eğlencesini oluşturmaktaydı. Aileler, iftardan sonra toplanıp gölge oyunu izlemeye giderlerdi. Her ne kadar bugün bu gelenek pek revaçta olmasa da, hala Ramazan ayı ve bayramı ile özdeşleşmişliğini korumaktadır. Ramazan’a ilişkin her türlü etkinlik ve çalışmada, gölge oyunu ve karakterleri en baş figürler olarak yer almaktadır.
Ramazan Bayramına gelince, ailelerin bir araya gelip beraberce zaman geçirdikleri, etik anlamda ailenin önemini vurgulayan bir bayramdır. Herkes çok özenli giyinir. Çocuklar, bayramlıklarını giyerler. Ramazan Bayramında ailelerin genç bireyleri daha yaşlı olan bireyleri ziyaret eder. Büyüklerin elleri öpülür. El öpen çocuklara büyükleri harçlık verir. Tatlılar, şekerler, çikolatalar ikram edilir. Baklava en çok sevilen ve ikram edilen tatlılardandır. Ayrıca küs olanların bayram sebebiyle barışması da bir gelenektir.
Bayram haftasına girdik amma, bayram haftasının havası yok! Vatandaşların ekonomik durumlarının hiç de iç açıcı olmadığı ortada. Türkiye’de milyoner sayısı artıyor amma, ters orantılı olarak fakir sayısı da giderek yükselmekte. Bin orta direk ailenin fakirleşmesi pahasına, bir milyoner yaratılmakta! Bir zamanlar Merhum Başbakanlardan Adnan Menderes’in
“her mahallede bir milyoner yarattık!”
söyleminde olduğu gibi, her mahallede bir milyoner yaratıldı amma, bir mahallenin tümüyle fakirleştirilmesi pahasına!
Evet, Bayram Haftasına girdik. Ne var ki bu yıl Bayram tatili kısa süreli olacak. Normal zaman dilimlerine göre ekstradan topu-topu 2 gün tatil var. Tatil 2 gün değil de 9 gün olsa ne yazar, diyebilirsiniz! Bırakın bayram havasını, bu ekonomik buhranda Milletimiz nasıl Bayram yapacak, bunun cevabını veriniz bakalım.
İşin doğrusu, piyasada pek bir canlılık da yok. Oysa Ramazan Bayramında piyasayı hareketlendirmesi gereken, fitre ve zekât paraları var. Yine de zenginlerden, fakirlere gidecek bu para piyasayı biraz canlandırır, umudundayız.
Her bayram tatilinde sık-sık dikkatlerin çekildiği bir konu da trafiktir. Trafik kazalarının yaşanması, bayram tatillerinin olmasa olmazı gibi…
Bayram haftasında başlayan tatil yolculuklarındaki trafik kazalarını, gidişlerde ve dönüşlerde yaşanan kazalar izlemekte. Son on yıl içinde bayram tatillerinde meydana gelen trafik kazalarında bine yakın vatandaşın can verdikleri, konuyla ilgili yapılan istatistiklerden anlaşılmaktadır.
Bayram tatilini değerlendirerek, tatil yörelerine gitmek isteyenler yanında, ailelerinin bulunduğu illere gidenler de trafik canavarından nasiplerini almaktalar. Hemen her Ramazan ve Kurban Bayramında ölümlü trafik kazalarının yaşanmasına rağmen, hala uslanmadığımız bir gerçektir. Hedeflerindeki menzile azami 1-2 saat önce ulaşmak için hız yapan trafik canavarları, sadece kendilerinin değil, yollardaki diğer vatandaşların da kabusu olmaktadırlar.
Trafik, tek yönlü bir kavram değildir. Kişi, ne kadar dikkatli araç kullansa bile, karşıdan, arkasından veya yanından geçen bir trafik canavarının her an için kurbanı olmak tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Bunun için sürücülerin dikkatli olmaları gerektiği kadar, kontrollerin de özellikle bayram günleri gibi trafiğin yoğunluk kazandığı günlerde ağırlık kazanması gerekmektedir. İşin içinde (tatil yapacağım) derken, ebedi tatile gitmek de vardır.
“Yolların kralı olmaz, yolların kuralı olur”
Evet,
(yolların kralı olacağım)
diyerek kurallara uymamak yerine, kurallara uymak elbette ki, sürücülerin yapacakları en akıllıca harekettir.
(Acele giden, ecele gider)
sözümüzü de anımsatalım.
Kuralları takmayanlar ve kuralsızlık peşinde olanlar, cezalarını elbette bulacaklardır. Bu arada, başkalarına da zarar vermeselerdi bari…
Evet, Bayram Haftasında pek bir hareketlilik yok. Vatandaşlar da, esnaf da “BAYRAM GELMİŞ NEYİME” türküsünü çığırıyor gibi. Büyük bir mali sıkıntı içinde olan esnafımız hala biraz soluklanma ümidinde! Keşke, Bayram tatili uzun olsaydı belki ekonomik sıkıntılara rağmen yine de iç turizmde bir hareketlilik yaşansındı!