Fatih Arıtürk

ALTIN VE DÖVİZ FİYATLARI  YÜKSELİNCE SATANLAR, DÜŞÜNCE TOPLAYANLAR!

Fatih Arıtürk

Zengini, daha zengin; fakiri, daha fakir yapmanın bir yolu da döviz ve altın fiyatlarını istikrarsızlaştırmaktır. Ben,  bir vatandaş olarak, gelmiş-geçmiş bütün hükümetler döneminde böylesine istikrarsız bir dönem yaşamadım. Hemen her gün döviz fiyatlarında yüzde onu bulan iniş ve çıkışlar yaşanıyorsa, bunu nasıl tevil edeceğimizi bilemiyoruz. Acaba diyoruz, döviz ve altın fiyatları ani düşer ve ani yükselirken, yaşanan oyunlar olmuyor mu! Fakirleri, orta gelirlileri oyunlardan soyutlamak gerekir. Etleri, butları ne ki, böyle bir oyun içinde olabilsinler. Ama düşünün ki, yüzbinler ve hatta milyonlarla ifade edebilecek miktarda döviz ve altın birikimleri olanlar, fiyatların önce yükseleceğini, kısa bir süre içinde tekrar düşeceğinin sinyalini almışlarsa, fiyatlar yükselince, birikimlerini bozdurur ve fiyatlar inince de yeniden satın alacak olurlarsa, her iki üç günde bir sermayeleri yüzde on oranında artmış olacak demektir. Yani çalışmadan, alın teri dökmeden, kısa bir süre içinde servetlerini artırmış olmaktadırlar.

Ha bakın, geçmiş dönemlerde de, döviz ve altın fiyatlarının yaşanan enflasyon veya devalüasyonlar sonucu kısa bir süre içinde yüzde 10’un üzerinde arttığı olmuştur. Ama, inişi olmamıştır! Şimdilerde gün içinde füze hızıyla yükseliyor ve yine kısa bir süre içinde düşüyor. Anormal olan, istikrarı baltalayan durum budur.

Piyasayı böylesine istikrarsızlaştırmanın vebali büyüktür. Döviz ve altında fiyat hareketliliğinin bir yılda alması gereken mesafeyi, on gün içinde aldırırsanız, bunun adına zengini daha zengin, fakiri, daha fakir etmek politikası denilir. Hiç kimse kusura bakmasın, bunun vebali, istikrarsızlığa bilerek veya bilmeyerek yol açanlara aittir. Özellikle, ülkenin ekonomisine yön verenler, istikrarsızlıkların, dolayısıyla fakiri daha fakir, zengini daha zengin etmenin vebalinden kurtulamazlar.

Döviz ve altın fiyatlarının sabit kalması gibi bir kural yoktur. Ancak, inişlerin de, çıkışların da uzun süreler içinde gerçekleşmesi, ekonominin işlerliği açısından önemlidir. Döviz ve altın fiyatları hafif bir seyirle yükselir veya azalırsa, bunda vurgun olmaz, kimseler zarara uğramaz. Ama ülkemizde olduğu gibi, iki-üç gün içinde yüzde on yükselir, ve yine iki-üç gün içinde yüzde on düşerse ve bu durum süreklilik kazanmışsa, böyle durumlarda art niyet aramamak aptallık olur.

Ben şahsen, bu istikrarsız ani yükselişlerin ve inişlerin, birilerini daha zengin etmek politikasının sonucu olduğuna inananlardanım. Hele, piyasaya müdahale etmek, döviz ve altın fiyatlarını ani iniş ve çıkışlarla yönlendirmek gücüne sahip olanların kasaları döviz ve altınla doluysa, bunu pekala yapabilirler, yapabilirlerin ötesinde yaparlar. İnsanoğlu çiğ süt emmiştir. Servetine servet katmak hırsıyla yapamayacağı hiçbir oyun yoktur.

Vatandaşlar olarak, istikrarlı bir ekonomi istiyoruz. Döviz ve altın fiyatlarında iniş ve çıkışlar yüksek oranlarda ve ani olmasın. İnişler ve çıkışlarda yavaş ve istikrarlı olsun. Öyle olsun ki vatandaşlar önlerini görsün…

BEN ŞİMDİDEN HİÇİM

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ehliyetsiz ve liyakatsiz biri tavassutlar sonucu

ŞEHRÜLEMİN

yapılmıştı. Bu yüzden, cakasından geçilmiyordu. Bir gün, yolda bu şahısla karşılaşan Bektaşi’nin biri, mevkiini, makamını bilmezden gelerek yaklaşmış ve sormuş:

-Beyzadem, siz yüksek mevkide birine benziyorsunuz. Acaba, göreviniz nedir, öğrenebilir miyim?

diye sormuş.

Adam, büyük bir gururla:

-Nasıl bilmezsin, ben İstanbul’un ŞEHRÜLEMİNİYİM!

diye cevap vermiş.

Bunun üzerine Bektaşi yine sormuş:

-Peki, bundan sonra ne olacaksınız?

Adam yine kibirli bir ifadeyle:

-Vezir olacağım!

diye soruyu yanıtlamış ama Bektaşi sorularına devam etmiş:

-Peki, daha sonra ne olacaksın!

Adam yine kendinden emin bir tavırla:

-Kim bilir, belki Padişah Efendimizin gözüne girer, Sadrazam olurum!

demiş.

Bektaşi yine sormuş:

-Peki, ondan sonra?

(Padişah olacağım!)

diyemeyeceği için muhatabı bu defa kızgınlıkla:

-Daha ne olacağım! HİÇ OLACAĞIM, HİÇ!!!

diye cevap vermiş.

Bunun üzerine Bektaşi, taşı gediğine koymuş:

-Peki, neden bu kadar gururlanıyorsun! Bak bana! Ben zaten şimdiden HİÇ’İM!!!

Yazarın Diğer Yazıları