Ekonominin dibe vurduğunun artık gizlenemez olduğu ortaya çıkınca, önce Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak
(Sağlık nedenleriyle!)
istifa ettiğini açıkladı, akabinde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan devlet ve millet olarak
ACI REÇETELER İÇMEĞE HAZIRLIKLI OLMAMIZI SÖYLEDİ.
İşin gerçeği şu ki, milletin yüzde 90’ı, yıllardan beri zaten acı reçetenin, en acı ilaçlarını içmektedir. Bu acı reçeteler içinde zam, enflasyon, işsizlik, hastalık ve aklınıza gelebilen her türlü olumsuzluklar var. Gerçekte, acı reçeteyi içmeleri gerekenler devletin kurum ve kuruluşları ile yüzde 10’luk mutlu azınlıktır.
Bunlar nemi yapabilirler. Öncelikle, devlet kurum ve kuruluşlarında israflara son verilerek, makam arabaları tahsislerine önemli bir kısıtlama getirmekle işe başlanabilir. Çeşitli unvanlar altında 3-4 maaş alanların maaşları bir tek maaşa indirgenerek, haybeden ödemeler sonlandırılabilir. Yap, işlet, devret metodunda, müteahhitlere verilen kıyaklar geri çekilerek, borçlanmalar, döviz bazından, Türk Lirasına çevrilebilir. Kanal İstanbul gibi bu ülkenin ekonomisini batıracak projeler rafa kaldırılabilir.
Sözün özü olarak diyeceğiz ki, zaten yıllardan beri acı reçeteleri içen ve nüfusun yüzde doksanını oluşturan alt tabaka vatandaşların, artık yeni acı reçetelere takatları kalmamıştır. Bilakis, desteğe ihtiyaçları vardır. Yapabiliyorsanız, varlığınız sayesinde zenginleşen veya servetine servet katanları budayınız. Zaten acı reçetelerle bunalmış olan ve
(Yoksulluktan bunaldım. Ölmek istiyorum, ondan maske takmıyorum)
diyenlere yeni acı reçeteler uygulamaktan vazgeçiniz!