Fatih Arıtürk

ABD VE RUSYA KARŞI KARŞIYA GELİRSE!

Fatih Arıtürk

(Yüksel ki yerin bu yer değildir, dünyaya gelmek hüner değildir) diye söylenmiş meşhur bir özdeyişimiz vardır. Bu özdeyişi bugünlerde galiba

ALTIN VE

DÖVİZ

için söylememiz gerekecek! Rusya’nın, savaş ilanı, piyasayı hareketlendirdi. Altın ve döviz fiyatları tırmanışa geçti. Cumhuriyet altını 5.520 TL olurken, ABD doları, bütün baskılara karşılık 13.75’ten satılıyor.

Savaş devam eder ve hele-hele boyutları genişlerse yalnız altın ve döviz fiyatlarını etkilemekle kalmayacak, başta buğday olmak üzere bütün gıda maddelerinde de etkisini gösterecektir. Dileriz ki, Türkiye bu savaşa seyirci kalır. Ne ABD’nin, ne de Rusya’nın peşine takılır. Merhum İsmet Paşa’nın ikinci dünya savaşındaki taktiğini uygular.

Söz, ikinci dünya savaşından açılmışken, Rusya’nın savaş ilânı anlamına gelen askeri harekatı başlatması, zayıf bir ihtimal bile olsa üçüncü dünya savaşına yol açar mı kaygısı var.

Temenni ederiz ki, başlatılan savaş en kısa süre içinde sonuçlanır Rusya ve ABD karşı-karşıya gelmez. Allah korusun, ABD ve Rusya karşı-karşıya gelirse, üçüncü Dünya savaşı kaçınılmaz olur.

BİRAZ DA GÜLELİM!

Can sıkıcı haberler vermekten gına geldi. Bu açıdan birkaç anekdot sunarak okuyucularımızı gülümsetelim istedik. İşte anekdotlarımız:

Temel, askerde arkadaşlarıyla sohbet ederken söylenmiş:

-Bizim memlekette, anlı şanlı üç kabadayı var. Kimse onların sözünden çıkamaz! Kimse onlarla aşık atamaz!

Arkadaşları sormuşlar:

-Temel, kim bunlar, adları, sanları ne?

Temel, gayet ciddi cevap vermiş:

-Biri amicamın oğludur, biri dayimin oğli!

Arkadaşları, işin nereye gideceğini anlayarak gırgırına sormuşlar:

-Ya üçüncüsü kim?

Temel, söylenmiş:

-Üçüncüsünü demeyeyim, ayip olmasın!

Arkadaşları, soru içinde cevabı da vermişler:

-Ulan Temel, o sen misin yoksa?

Temel, soruyu sorana ciddiyetle cevap vermiş:

-Ha kardaşim, gözlerimden mi tanıdın!

***

Meyhanenin müdavimi biri sarhoş kafayla masadan ayağa kalkarak bağırmış:

-Ulan, var mı bana yan bakan!

Başka masada oturan bir başka sarhoş hiddetlenerek ayağa kalkmış ve söylenmiş:

-Ben sana yan bakıyorum, var mı bir diyeceğin!

İlk meydan okuyan, kendisine karşı çıkanın yanın gitmiş elini tutarak havaya kaldırmış ve söylenmiş:

-Ulan! Var mı ikimize yan bakan!

***

Osmanlı Devleti’nin, hudutları içinde onlarca devleti barındırdığı devirlerde, elbette asayişi sağlamak her zaman her yerde pek mümkün olmuyordu. Zaman zaman, ayaklanmalar çıktığı gibi, otoritenin uzaklığından istifade eden eşkıyalar, sık sık dağlara çıkıp kendi halklarını soyup soğana çevirmenin yollarını arıyorlardı. İşte Arnavut Recep adındaki bir eşkıya başı da, böyle biriydi ve çetesiyle birlikte dağa çıkmış, halka zulmetmekteydi.

İşi iyice azıttıklarının haberi hükümet merkezine ulaştığında peşlerine bir birlik gönderilmiş ve Recep ile arkadaşları saklandıkları yerde kıstırılmıştı. Recep, bir kurtuluş, bir hâl çaresi kalmadığını anlayınca askerlere doğru bağırmaya başlamış:

-“Etmeyin more, hep din kardeşiyiz. Atmayın, teslim oluyoruz!”

Teslim olan Recep ve çetesi yakalanıp, az bir cezaya mahkûm edilmişler. Recep cezaevinden çıktıktan sonra, yakalanış hikâyesini anlatırken:

-More, vallahi gebertecektim zaptiyelari. Çolukumuz çocukumuz var diye ağladılar da acıdım!”

diye palavralar atmağa başlamış. Bir gün dinleyenlerden, işin aslını bilen biri:

-Atma Recep, din kardaşıyız!

demiş de o günden sonra

(atma Recep din kardaşıyız!)

deyimi, sahte kabadayılar için kullanılan bir deyim haline gelmiş!!!

Yazarın Diğer Yazıları