Fatih Arıtürk

40 YILDIR DEVAM EDEN TERÖRÜN BİLANÇOSU!

Fatih Arıtürk

PKK'nın 15 Ağustos 1984 günü akşamı saat 21.30'da İlimizin Eruh ve Hakkari'nin Şemdinli ilçelerinde başladığı saldırıların üzerinden 40 yıl geçti.

Türkiye'nin birlik, beraberlik ve huzurunu hedef alan silahlı saldırılarla güvenlik güçleri ve sivillerin yanı sıra kadın, çocuk hatta kundaktaki bebeklere dahil birçok masumu katleden terör örgütü, geride gözü yaşlı anneler, acılı eşler ve yetim çocuklar bıraktı.

Hain saldırılarda başta güvenlik güçleri olmak üzere aralarında bebek, çocuk ve kadınların da bulunduğu 40 bini aşkın kişi yaşamını yitirdi, binlerce kişi yaralandı.

Günümüzde durulmuş gibi görülse bile terör örgütü PKK, en önemli finans kaynaklarından biri olan uyuşturucu ticareti ve kaçakçılıktan yılda kazandığı 1,5 milyar dolar ve aldığı dış desteklerin yardımıyla zaman-zaman yine saldırılarına devam etmekte.

Asker, polis, sivil, genç, yaşlı, çocuk, öğretmen, işçi ayrımı gözetmeden herkesi hedef alan terör örgütü PKK, özellikle son dönemlerde karadan ve havadan sürdürülen başarılı operasyonlarla yok olmaya doğru gidiyor.

Diyarbakır'ın Lice ilçesinin Fis köyünde 1978'de yapılan toplantıyla kuruluşunu ilan eden terör örgütü PKK'nın faaliyetlerinin güvenlik güçleri tarafından deşifre edilmesiyle teröristler, önce Suriye üzerinden Lübnan'a geçerek Bekaa Vadisi'ne yerleşmişlerdi.

Terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan Suriye'nin başkenti Şam'ı karargah olarak seçerken, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde yurt dışına kaçamayan birçok terörist yakalandı. Terör örgütü bu dönemde emir ve eğitim merkezini yurt dışına taşıdı.

Şam'da 20-25 Ağustos 1982'de 2. kongresini yapan terör örgütü, bağımsız  sözde bir "Kürdistan" devletini silahlı mücadele yoluyla kurulması, eğitim gören mensuplarının saldırı yapmaları için Türkiye'ye gönderilmesi kararı aldı.

Bu kararın ardından 15 Ağustos 1984 gecesi Siirt'in Eruh ve Hakkari'nin Şemdinli ilçelerindeki jandarma karakolları ve subay lojmanlarına baskınlar düzenlendi. PKK'nın bu saldırıları asker, polis ve sivillere yönelik silahlı ve bombalı katliamlarla sürdü.

Elebaşı Öcalan'ın, Kenya'da yakalanmasının ardından 23 Ocak 2000'de İran-Irak sınırının kuzeyindeki Kandil bölgesinde yapılan 7. kongrede, terör örgütünün silahlı eylemlerine sözde ara verildiği ve tümüyle siyasallaşma sürecinin başlatıldığı iddia edildi.

Terör örgütü, sınır hattında oluşturduğu yapılanma ve yurt içinde gerçekleştirdiği kanlı eylemleriyle büyük bir tehdit oldu.

Teröristlerin ilk saldırısını gerçekleştirdiği Eruh'ta Erzincanlı Jandarma Onbaşı Süleyman Aydın, bölücü terör örgütü PKK'ya verilen ilk şehit oldu.

Eruh İlçe Jandarma Komutanlığında çalışan, 4 kardeşin en büyüğü Aydın, görevli olduğu haber merkezinde hain saldırıyı ilgili birimlere iletmek üzere telsizin başına geçtiği sırada teröristlerce şehit edilen ilk isim olarak kayıtlardaki yerini aldı.

Şehit Aydın'ın ismi, ilçe merkezinde yapılan saat kulesi ve en büyük caddeye verildi.

Eruh ve Şemdinli'de ilk saldırılarını düzenleyen terör örgütü, en büyük katliamlarını Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sivil halka yönelik gerçekleştirdi.

Baykan ilçemize bağlı, etrafı dağlarla çevrili Derince köyünde 21 Ekim 1993 gecesi "dinmeyecek" bir acıya sebep olan terör örgütü PKK'lı teröristlerin okul bahçesinde kurşuna dizdiği 13'ü çocuk 22 kişi arasında yer alan, 3 yaşında kefene sarılı bedeni kurşunlanmış küçük Serkan'ın fotoğrafını çeken gazeteciler, terörün acımasız yüzünü dünya kamuoyuna da gösterdi.

Terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan, bu katliamın ardından "bebek katili" olarak hafızalara kazındı.

Evet, 1984 yılının 15 Ağustos günü Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerinde eş zamanlı olarak düzenlenen baskınlarla başlayan terör olayları 40 yıldan beri süregelmektedir. Bu 40 yıl içinde 50 bine yakın insanımız hayatını kaybetmiştir.

PKK terörü binlerce ailenin acılar içinde yaşamasına sebep olurken, bazı analistlere göre günümüze kadar ekonomik maliyeti 1 trilyon dolar olarak tahmin edilmektedir.

Oysa, Kurtuluş Savaşlarında verdiğimiz Şehit sayısı 30-35 bin olarak telaffuz ediliyor. Yani, Kurtuluş Savaşlarında verdiğimiz Şehit sayısı terör olaylarında canlarını kaybeden vatandaşlarımızın sayılarından daha az. Terör olaylarında hayatlarını kaybeden örgüt mensuplarının da sonuç itibarıyla bizim kandırılmış vatandaşlarımız olduklarını unutmamamız gerekir.

Yani, terör olayları yüzünden, kurtuluş savaşlarında yitirdiğimizden çok vatan evlâdını yitirmişiz. Kendi kendimizi kandırmamızın bir anlamı yok. Ülkemizde meydana gelen terör olaylarının gerçek adı bir iç savaştır. Kurtuluş Savaşları topu-topu 5 yıl sürmüştür. Terör olayları ise tam 40 yıldır devam ediyor. Hem, bu gidişle ne zaman biteceklerini kestirmek de mümkün değil!

Yazarın Diğer Yazıları