Fatih Arıtürk

20 MAYIS 1963 AYAKLANMASI

Fatih Arıtürk

27 Mayıs 1960’ta gerçekleşen ihtilâl sonrasında MBK üyeleri arasında ihtilâflar yaşanmıştı. Komitenin kimi üyeleri siyasetin hemen sivillere devrini önerirlerken, ordunun ülkeyi yönetmeye devam etmesini isteyenler vardı. Milli Birlik Komitesinde 4 ayrı grup oluşmuştu. Bunlardan 14’ler olarak tanımlanan grubun lideri

Alparslan Türeş’ti.

Türkeş, ihtilal günü gür ve tok sesiyle radyodan ihtilali duyuran Albay’dı.

MBK 14’ler, 11’ler, 7’ler ve 5’ler olmak üzere dört gruba ayrılmıştı. 14’ler grubunu Alparslan Türkeş, Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, Muzafer Özdağ, Rifat Baykal, Fazıl Akkoyunlu, Ahmet Er, Dündar Taşer, Numan Esin, Mustafa Kaplan, İrfan Solmazer, Şefik Soyuyüce, Muzaffer Karan ve Münir Köseoğlu;

11’ler grubunu Ahmet, Haydar Tunçkanat, Şükran Özkaya, Selahattin Özgür, Emanullah Çelebi, Sezai Okan, Fikret Kuytak, Vehbi Ersü, Mucip Ataklı, Refet Aksoyoğlu ve Ekrem Acuner;

7’ler grubunu Sami Küçük, Suphi Gürsoytrak, Kâmil Karavelioğlu, Suphi Karaman, Muzaffer Yurdakuler, Kadri Kaplan ve Mehmet; Özgüneş;

5’ler grubunu da Cemal Gürsel, Cemal Madanoğlu, Fahri Özdilek, Sıtkı Ulay ve Osman Köksal oluşturuyordu.

5’ler Grubundan Cemal Madanoğlu Üsteğmen  ve bilahare Tümen Komutanı olarak İlimizde görev yaptığı için hemşerilerimiz tarafından yakinen tanınmaktaydı. Hatta Gazetemiz Kurucusu Mehmet Emin Kılıççıoğlu’nun da çok samimi dostu idi. Sık-sık ziyaretine gelirdi.

14’ler grubunun lideri Alparslan Türkeş,11’ler grubunun lideri Ahmet Yıldız, 7’ler grubunun lideri Sami Küçük ve 5’ler grubunun lideri de Cemal Gürsel idi.

Suphi Karaman’ın da bulunduğu 7’ler grubu, 14’ler ve 11’ler arasında bir denge unsuru gibiydiler. Daha çok 14’ler grubuna yatkındılar.

Aynı günlerde İnönü tarafından önerilen “Tabiî Senatörlük” ise MBK’da 26’ya 11 çoğunlukla reddedilecekti. MBK üyeleri arasında yaşanan ihtilaf 13 Kasım 1960 tarihinde, komitenin 14 üyesinin tasfiye edilmesi ile sonuçlanmıştı.

Tarihe, 14’ler olarak geçecek bu grup, 27 Mayıs öncesinde ya da Milli Birlik Komitesi dahilinde oluşan ve birbiri ile her konuda mutabık olan 14 kişiden meydana gelmemiş ancak 13 Kasım sürecinde yaşananlar, bu “suni” oluşumu hem yurt içinde hem de yurtdışında gündeme getirmiştir. Ancak, suni olması hasebiyle herhangi bir birliktelik sağlayamayan bu grup, yurtdışında bulunduğu süre zarfında çeşitli faaliyetler içerisine girmiş olsa da, grup içerisinde iki farklı kliğin oluşması kaçınılmaz olmuştu. İki farklı konumlanma içerisinde olan kliklerin birisinin başını Alparslan Türkeş, bir diğerini ise Orhan Kabibay çekmekteydi. İki grubun süreç içerisinde faaliyetlerine, fikirlerine, yakın oldukları mecralara bakılınca esasında 14’lerin muhtelif yönleriyle iki farklı “fırkaya” dâhil oldukları müşahede edilmekteydi. 60’lı yılların ikinci yarısı ve devamındaki süreç de bu tespiti teyit etmektedir.

İhtilal döneminde Harp Okulu Komutanı olan Kurmay Albay Talat Aydemir ve arkadaşları 22 Şubat 1962’de darbe teşebbüsünde bulundular. O tarihte Başbakan konumunda olan İsmet İnönü, Talat Aydemir ve arkadaşlarını darbeden vazgeçmeye ikna etti. Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesinden sonra Aydemir ve arkadaşları emekliye sevk edildiler.

Emekliliğe sevkinin ardından Aydemir muhalif gruplarla temaslara devam ederek ikinci kez bir darbe girişimi için hazırlıklara devam edince, darbe girişiminden haberdar olan Alparslan Türkeş, Aydemir ile anlaşamamış ve darbeyi hükûmete bildirmişti.

Parolası 'Harbiyeli", işareti "Aldanmaz" olan ihtilal girişiminde Emekli Albay Talat Aydemir ve arkadaşları 20 Mayıs 1963’te tekrar darbe teşebbüsünde bulundular. Ancak, Radyoda ihtilal bildirisinin okunmasından hemen sonra kontrol kısa sürede hükûmete bağlı kuvvetlerin eline geçti. Ankara 28. Tümen Kurmay Başkanı Yarbay Ali Elverdi, marşlar eşliğinde ihtilalin olmadığını, bir yanlış anlaşılma olduğunu, birtakım maceracıların böyle bir işe kalkıştığını, ancak durumun kontrol altında bulunduğunu belirten bir karşı konuşma yaptı. Hükûmet yanlısı askerlerin kontrolü sağlaması sonucunda Aydemir ve arkadaşları teslim oldular.

Askeri Mahkemede yargılanan Cuntacılar için idam cezası verildi. Zaten 27 Mayıs darbesini sindirmemiş olan Adalet  Partili milletvekillerinin yanı sıra CHP'li milletvekilleri de idam cezasının lehinde oy verdiler.

Fethi Gürcan'ın cezası 27 Haziran, Talat Aydemir'in cezası ise 5 Temmuz 1964'te infaz edildi. Fevzi Bingöl ve Osman Deniz de mahkemede yargılandı. İlk başta onların da idamı istenmiş, ancak cezaları daha sonra müebbete çevrilmiş ve aftan yararlanarak cezaevinden tahliye edilmişlerdi.  Ayaklanmaya katılan 1459 Harbiyeli okullarından atılmış ise de bu öğrenciler için daha sonra ek üniversite kontenjanı açılmıştı.

Evet, 22 Şubat 1962 kalkışması yüzünden emekliye sevkedilmiş olan Talat Aydemir ve arkadaşlarından oluşan muvazzaf subayların Harp Okulu öğrencilerini kullanarak 20 Mayıs 1963’te kalkıştıkları ayaklanma maceraları da böylece bastırılmıştı.

Yazarın Diğer Yazıları