Biz, sağlık çalışanlarımızı gerçekten seviyoruz. Onların, görevlerinin ne kadar ulvi olduğuna inanıyoruz. Başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanlarına elbette gereken saygı ve ihtimam gösterilmeli, riskli işlerinin karşılığı maddi ve manevi olarak ödenmelidir. Ancak, sağlıkçıların hakları olduğu gibi hastaların ve hasta yakınlarının da hakları olduğunu unutmayalım. 14 Mart Tıp Bayramını kutlarken, hasta haklarını kulak arkası etmeyelim.
Zaman-zaman hasta veya hasta yakınları tarafından doktorlara ve diğer sağlık personellerine sözlü, ya da fiili saldırılar olduğunu üzüntüyle duyuyor, biliyor, hatta müşahede ediyoruz. Ancak, bu gibi durumlarda sebepler göz ardı edilmemelidir. Faraza, ilgisizlik yüzünden bir hasta veya hasta yakını zıvanadan çıkıp tedavi için gittiği hastanedeki, ya da diğer sağlık kuruluşundaki sağlık görevlilerine karşı sesini yükseltirse, hemen feveran edilir. İyi de kardeşim, doktorların ve diğer sağlık görevlilerinin hakları varsa, hasta hakları diye bir takım kuralların olduğunu unutmamak gerekir. Hasta ve hasta yakınları doktorlara ve diğer sağlık personellerine saygılı olacaklar ama onlar da hasta haklarına gereken ihtimamı göstermekten sorumludurlar.
Şüphesiz, en cazip mesleklerden birinin tıp doktorluğu olduğu bilinir. İlkokullara giden çocuklara
(büyüyünce ne olmak istersin)
diye sorduğunuzda yüzde 70 oranında
(DOKTOR OLACAĞIM)
dediğini duyacaksınızdır. Vali olacağım, hâkim olacağım, paşa olacağım diyenlerin oranı yüzde 10’u bile bulmaz. Sözün özü tıp sadece Türkiye’de değil, dünyadaki en cazip mesleklerin başında gelen bir daldır.
Tıp doktorluğu aynı zamanda en uzun süreli tahsili gerektiren ilim dallarının başında gelir. Genelde diğer fakültelerde sınıf sayısının 4 olmasına karşılık tıp fakülteleri 6-7 yıldır. Normalde 6 yıl olmakla birlikte hazırlık sınıfı nedeniyle bir yıl zorunlu dil eğitimi verilen bazı Tıp Fakültelerinde bu süre 7 yıla kadar çıkmaktadır. Sözün özü Tıp fakülteleri Türkiye'deki en uzun eğitim süresine sahip bölümlerdir. Tabii, tıp fakültelerinden mezun olan ve tıp doktoru unvanını alanların tahsil hayatları bununla da sınırlı değildir. İhtisas yapacaklarsa, ihtisas dallarına göre asgari 2 yıldan başlayan ve 4 yıla kadar devam eden bir eğitim süreçleri daha vardır. Hele eğitim görevlisi olmayı hedefleyenler için ilim tahsili yapmak, hayat boyu sürecek bir yarıştır. Doktorların bir durumları da kendilerini sürekli olarak yenilemek zorunluluğundan kaynaklanır. Tıbbi gelişmeleri takip etmek, doktorlar için olmazsa, olmazların başında gelir.
Peki, bir doktor mezun oluncaya kadar, hele ihtisas da yaparsa, Devlete kaç milyon liraya mal oluyor, bunu hiç düşündünüz mü! Hesabını yapmak kolay. İlkokul, ortaokul ve lise tahsillerini bir yana bırakın, sadece tıp fakültelerine bakın. Fakültelerin yıllık bütçeleri ne kadardır ve bir yılda kaç mezun vermektedirler. Fakültelerin yıllık bütçelerini, mezun ettikleri sayılara bölerseniz, bir doktorun devlete kaç milyon TL’ye mal olduğu ortaya çıkacaktır.
Sonuç itibarıyla doktorlar dahil olmak üzere bütün sağlıkçılar, bu devletin okullarında okumuşlardır. Bu okulların giderleri, vatandaşların verdikleri vergilerden karşılanmıştır. Başta doktorlar olmak üzere, tüm sağlıkçılar hastalarının haklarına riayet ederek, müşfik davranacak, hasta ve hasta yakınları da doktorlara ve diğer sağlık görevlilerine saygıda kusur etmeyeceklerdir.
Mesele, bu kadar basittir!