Fatih Arıtürk

10 KASIM GÜNÜ İLE İLGİLİ BİR ÖNERİMİZ VAR!

Fatih Arıtürk

Ölenlerin ardından 3 günden fazla yas tutmak dinimizce haramdır. Şunu belirtmekte yarar var. İslam dini, asla yas tutmak dini değildir. Ölenler için yas tutmanın caiz olduğunu gösteren hiçbir ayet ve hadis yoktur. Ancak, ölenler için dövünmeden sessiz şekilde ağlamak, gözyaşı dökmek caiz kabul edilmiştir. Yüksek sesle ağlamak, matem tutmak, siyah elbise giymek, siyah perdeler, rozetler, işaretler asmak hurafedir.

Ümmü Habibe validemiz, babası vefat edince başsağlığı dilemek için yanına giden bayanlara: “Resulullahın,

(Allah’a ve ahret gününe inanan bir kadının, ölen yakını için üç günden fazla yas tutması helal değildir)

dediğini duydum” demiştir. Dinimizde, nimetlere şükür, musibetlere sabır vardır.

Bugün böyle bir yazıyı kaleme almamın sebebine gelince, bilindiği gibi 10 Kasım Günleri Cumhuriyetimizin Banisi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN EBEDİYETE İNTİKALİ ETTİĞİ GÜNDÜR. Bu yıl da   83’üncü yıldönümü dolayısıyla Türkiye genelinde ve İlimizde etkinlikler düzenlenecek. Şimdi, burada ince bir çizgi var. 10 Kasım günlerini

YAS GÜNÜ

gibi benimseyerek böyle etkinlikler düzenleniyorsa, bu çok yanlıştır, hatta yanlış olmaktan öte, dinimize göre haramdır. 10 Kasım, Milletimiz için asla

YAS GÜNÜ

değildir ve olmamalıdır. 10 Kasım gerçekte

ATATÜRK’Ü ANMAK VE ANLAMAK GÜNÜDÜR.

10 Kasım günlerini, yas tutarak değil,

ATATÜRK’ÜN

yaptığı hizmetler yanında, bize hedef olarak gösterdiği medeniyet yolunda ilerlememiz gerektiğinin mesajlarının duyurulması gereken gündür. Bunu yapmamız ve bunun anlayışı içinde olmamız gerekir. 83 yıl önce

YÜCE ALLAH’IN

sonsuz rahmetine intikal etmiş bir faninin yasını tutmak değil, bu büyük kahramanın gösterdiği ilke ve hedeflere odaklanmak için 10 Kasımları anımsamalıyız. Bu ince çizgiyi asla unutmayalım…

ATATÜRK VE UNESCO!

Bilindiği gibi 10-16 Kasım arası günler

(ATATÜRK’Ü ANMA HAFTASI)dır.

Bu vesileyle şunu anımsatalım ki bizde, bazı densizlerin kıymetini bilmedikleri Mustafa Kemal

ATATÜRK’ÜN

ebediyete intikalinin yıl dönümü dolayısıyla

UNESCO

1981 yılını

(ATATÜRK YILI)

ilan etmişti.

Nedeni ise UNESCO’nun Atatürk’ü olağanüstü bir reformcu olduğunu göz önünde tutması, özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı en önce açılan savaşların ilk liderlerinden kabul etmesidir.

UNESCO 1981 yılını (ATATÜRK YILI) ilan ederken, başlıca şu sebeplere dayandırmıştır:

“Atatürk ;

Uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün bir kişi,

olağanüstü reformlar gerçekleştirmiş bir devrimci,

Sömürgecilik ve emperyalizme karşı savaşan ilk lider,

İnsan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü,

Bütün hayati boyunca insanlar arasında renk, din ve irk ayrımı gözetmeyen eşsiz bir devlet adamı,

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu.”

Bu hususu da bilmekte yarar var.

UNESCO

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün adıdır. Kelimenin açılımı ise

(United Nations Educational, Scientific and Cultural

Organization)

kelimelerinin baş harflerinden oluşur. Birleşmiş Milletlerin özel bir kurumu olarak 1946 yılında kurulmuştur. Bu kurumun yasası 1945 yılı Kasım ayında Londra'da 44 ülkenin temsilcilerinin katıldıkları bir toplantıda kabul edilmiştir.

Bunu da anti parantez olarak belirtelim. UNESCE, kuruluş tarihi olan 1946 yılından bu yana ilk ve tek olarak ATATÜRK için BİR YIL İLAN ETMİŞTİR. Bu şerefe ulaşmış başka bir lider de yoktur…

Yazarın Diğer Yazıları