Ülkemizde, gerçek anlamda bir ekonomik buhran yaşanmaktadır. Mehmet Şimşek’in Maliye Bakanı olmasıyla birlikte yuları gevşetilen döviz ve altın fiyatları öyle bir coştu ki, sormayın gitsin. Asgari ücrete yılın ilk yarısında yüzde 50, ikinci yarısında yüzde 30 zam yapılması, işçi, memur ve emekli maaşlarına yüzde 40 oranında yapılan zam, öyle iyileştirme falan değil, doğrudan doğruya, enflasyon altında neredeyse canı çıkacak vatandaşları azıcık olsun nefeslendirmek içindir!
Piyasaları gerçek anlamda etkileyen 3 unsur vardır. Bunlar petrol, döviz ve altındır. Bu üçlünün fiyatları arttıkça, piyasada tüm fiyatların yükselmesi doğaldır. Pek görülmedi ama bu üçlünün fiyatları düşerse, piyasada ciddi bir rahatlama yaşanır.
Ülkemizde döviz fiyatları füze hızıyla yükselmektedir. Petrol ürünleri olan motorin ve benzin fiyatlarına zam üstüne zam gelmektedir. Son 3 ayda petrol ürünlerine 4 defa zam geldi. Petrol ürünlerinin fiyatlarının yüzde 50’si vergi olarak tahsil edilmektedir.
Yuları gevşetilen döviz sözün tam anlamıyla doludizgin. 1 dolar yeniden tırmanışa geçti, 1 ABD doları neredeyse 25 TL seviyesine yükseldi.
Altın fiyatları ise son günlerde iniyor gibi görülmesine karşılık. 1 Cumhuriyet Altını 10 bin TL üzerinden işlem görmekte. Ancak, özellikle altın ve döviz piyasası o kadar oynak ki, çok zaruri olmadıkça kimse ne alıyor, ne satıyor! Kuyumculara göre bu belirsizlik yüzünden altın alışverişi durma noktasında!
Şimdi ilgililer ve yetkililer ekonomik konularda ne kadar pembe tablolar çizerlerse çizsinler, vatandaşlar inanmıyorlar. Piyasada petrol ürünleri, döviz ve altın fiyatları istikrar kazanmadığı sürece de, ekonominin düzeleceğine kimseleri inandıramazsınız. Piyasada bütün ürünlerin bu üç temel unsurla bağlantıları vardır. Piyasaları rahatlatmak için bu üç unsurun dalgalanmalardan çıkmaları ve istikrara kavuşturulmaları zorunludur…
ANEKDOT
Bir akrabasına düğün takısı olarak çeyrek altın alacaktı. Kuyumcuya gitti. Kuyumcu bir fiyat söyledi. Adamcağız, kendi kendisine (hele bir başka kuyumcuya da bakayım) diyerek çıktı. Bir başka kuyumcuya gitti. Kuyumcu ilk gittiği kuyumcudan 20 TL fazla istedi.
Bunun üzerine vatandaş ilk kuyumcuya giderek çeyrek altını istedi. Ancak, kuyumcu bu defa 20 TL fazla istedi. Sebebini sorunca aldığı cevap şu oldu:
-O fiyat, yarım saat önce söylediğim fiyatı. Yarım saat içinde fiyat değişti. Ne yapalım kardeşim, biz de şaşırıp kaldık!