Geçmiş yıllarda, İstanbul’da fırtınalar estiren BABA TAKIMINDAN BİR SİİRTLİ, yine kendisi gibi KABADIYI TAKIMI hemşerilerinin davetlerine uyarak, birkaç gün kalmak üzere Siirt’e misafirliğe gelmiş.
O zaman şöhreti, namı gazetelerden düşmeyen, barları, pavyonları, şarkıcıları haraca bağlamış olan bu Siirtli ünlü kabadayının Şehrimize geldiğini öğrenenler, oturduğu çayhanenin önünü doldurmuşlar, ÜNLÜ BABAYI camekânların dışından seyrediyorlarmış.
O sırada, toplanan kalabalığın sebebini merak eden ve işi hamallık olan Babayiğit bir Siirtli:
-Ne var, ne oluyor?
diye sormuş.
-Duymadın mı, içeride İstanbul’u haraca bağlayan ÜNLÜ KABADAYILARDAN SİİRTLİ ‘ARAP…….’ Var!”
diye cevap vermişler. Bunun üzerine, gayet güçlü kuvvetli olan ve 200 kilo yükü, tüy hafifliğindeymiş gibi sırtına vurup beşinci kata kadar çıkaran bu hamal hemşerimiz, ünlü kabadayının duyacağı kadar yüksek bir sesle:
-Ulan! ‘ARAP B.K’ dedikleri bu mu? Şimdi, içeriye girip, oturduğu masayı başına geçirmezsem!
demiş.
Neyse ki, etrafında bulunan hemşerilerimiz bırakmamışlar. Amma, kendisine küfredildiğini kulağıyla duyan bu İstanbul’un haracını almakla ünlü kabadayı, yanında oturan Siirtli dostlarına:
-Vallahi, bugün geldiğim gibi, bugün gideceğim! Şimdi, Siirt’te kendi memleketimde, ne idüğü belirsiz bir hamaldan dayak yersem ve bu durum İstanbul Gazetelerine aksederse, benim itibarım beş paralık olur, karizmam çizilir. Hemen, otobüste bana yer ayrılsın. En erken saatte hangi firma, hangi otobüs gidecekse fark etmez! demiş.
Ünlü kabadayının yanında oturan ve kendileri de, kendi çaplarında kabadayı sayılan dostları, her ne kadar:
-Yahu, cahillik etti. Biz onu çağırır, senden özür diletiriz! demişlerse de ünlü Baba:
-Yok kardeşim, yok! Bu küfrüne karşı, ya benim kalkıp onu tabancayla vurup öldürmem, ya da Siirt’ten ayrılmam şart, oldu! cevabını vermiş. Dediğini de yaparak, birkaç gün kalmak niyetiyle geldiği Şehrimizde, birkaç saat kalarak, aynı gün ayrılmış!