Yılbaşı biletlerinin piyasaya sürüldüğü TAM BİLETİN 120, YARIM BİLETİN 60 VE ÇEYREK BİLETİN 30 TL’den satıldığı bugünlerde, Piyango çekilişlerinin helâl mi, haram mı olduğu konusunda tartışmalar yine alevlendi. Öncelikle şunu belirteyim ki, dini konularda fetva verebilecek ehliyet ve liyakate sahip biri değilim. Konu ile ilgili olarak yazacaklarım, sadece benim görüşümden ibarettir. İster itibar edersiniz, ister etmezsiniz, bu konuda muhayyersiniz.
Elbette, hiçbir para
ALIN TERİ İLE KAZANILMIŞ PARA GİBİ HELÂL
OLAMAZ.
Kazanılan paranın kutsallığı, o parayı elde etmek için harcanan alın teriyle orantılıdır. Bir para, ne kadar zorlukla ve alın teri dökülerek kazanılmışsa, o kadar kutsaldır. Milli Piyango çekilişlerinde,
“ALIN TERİ”
dediğimiz olgunun bulunmadığı bir gerçektir. Ancak, yine de alın teri dökülmüş gibi görülen birçok paradan, sermayeden daha temizdir.
Satarken eksik tartan, eksik ölçen bir iş yeri sahibinin kazandığı, Piyango çekilişinde kazanılan paradan kesinlikle daha kirlidir.
Devlete iş yapan bir müteahhit düşünün. Şartnamede, meselâ 12’lik demir kullanılacak yerde, 10’luk demir kullanmışsa, o ihaleden kazandığı bütün para haramdır. Veya bir yap-satçının durumunu ele alın. Yaptığı inşaatlarda 10 torba çimento kullanılması gereken yerde 8 torba kullanmışsa, onun da kazandıkları harama girer. Satıcının, malını satmak için doğru bile olsa yemin etmesi, satılan malın kazancını haram yapmağa yeterlidir. Mesai yapmadan maaş alan işçinin, memurun kazandığı helâl sayılabilir mi!
Hiç yoktan 3-5 maaş alan bürokratların aldıkları maaşları hakkettikleri iddia edilebilir mi!
Helâl gibi görünüp, aslında haram olan o kadar çok kazançlar var ki, doğrusunu isterseniz, Piyango Çekilişinden gelebilecek ikramiye, onların yanında SÜTTEN ÇIKMIŞ AK KAŞIK HÜKMÜNDEDİR. Piyango çekilişlerinde oynamak için zorlama yok. Karşılıklı kumar oyunlarında olduğu gibi kavga, patırtı, gürültü riski bulunmuyor. Kimin kazandığı, kimin kaybettiği bilinmiyor.
İyi de haram olanı sadece Piyango mu! Dini kurallara bakarsanız, sırf çalışıyor diye borçlu kimselerden vergi alınması da haramdır! Vatandaşın zamanında ödeyemediği vergilere ve sair tahsilatlara bindirilen faizler de haram kapsamındadır. İçki satışlarından elde edilen KDV, ÖTV ve diğer vergiler de dini kurallara göre haramdır!
Devletin bütçesinden yapılan israflar en büyük haram kapsamındadır. Rüşvet almak, rüşvet vermek, rüşvet karşılığı dümenler çevirmek, işi ehline vermemek haramın daniskasıdır. Devlete memur almak sınavlarında yandaş kayırmak, yandaş müteahhitlere iş kotarmak haramın alasıdır. Bütün bunları bir yana bırakarak, her
YILBAŞINDA
bir marifetmiş gibi bilineni tekrar etmek ve
(PİYANGO
HARAMDIR)
diyerek Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilahiyatçılar acaba günah mı çıkarıyorlar. Diğer haramlar konusunda ahkâm kesemezlerken, işi döndürüp, dolaştırıp Milli Piyango çekilişlerine getirmek de neyin nesidir. Her Yılbaşında
TEMCİT
PİLAVI
gibi Piyango çekilişlerini gündeme getirmekle, Diyanet İşleri Başkanlığı dile getiremediği konularda
GÜNAH MI ÇIKARIYOR.
Şimdi, Diyanet İşleri Başkanlığına soralım:
*İsraf haram mı değil mi!
*Lüks haram mı, değil mi!
*Rüşvet haram mı, değil mi!
*İşi ehline vermemek haram mı, değil mi!
*Diyanet Vakfından bol keseden harcırahlar ödemek haram mı değil mi!
*Hacı adaylarının paralarını faize yatırmak haram mı değil mi!
*Hacı adaylarına sıra işinde torpil yapmak haram mı, değil mi!
Bu şekilde soruları bir hayli uzatabiliriz de, arif olana tarif gerekmez!
Hani, piyango parasıyla hayır işlenmez fetvası da var ya! Piyango çekilişinde büyük ikramiye bana çıksaydı da, on milyon TL’sini Diyanet Vakfına verseydim, o zaman görürdük bakalım, alır mıydı, almaz mıydı!!!
Hani bir deyim vardır.
(Deveye boynun eğri
demişler, nerem doğru ki demiş!)
Diyanetin işi de bu hesap!
Kısacası, ALIN TERİ İLE KAZANILMIŞ PARA GİBİ KUTSAL DEĞİL AMMA, OYNAYIP OYNAMAMAK KONUSUNDA KARARI SİZ KENDİNİZ VERİNİZ!
ANEKDOT
Köleliğin hüküm sürdüğü bir dönemde, kölenin biri, efendisinin müdavimi olduğu vaize giderek, efendisinin kendisini azat etmesi için köle azadıyla ilgili vaizde bulunmasını ister. Vaiz de, kendisine bu konuda söz verir. Ancak aradan 4-5 ay geçtikten sonra, konuyla ilgili vaizde bulunur. Vaizde bulunduğu aynı gün, efendisi, köleyi azat eder.
Duruma çok sevinen köle, teşekkür etmek mahiyetinde vaize gider. Ancak, biraz da sitemkâr bir edayla, kölelerin azadıyla ilgili vaizini neden bu kadar geciktirdiğini sorar. Vaiz, şu cevabı verir:
-Vaazımın etkili olması için, önce benim bir köle azat etmem gerekirdi. 4-5 ay süreyle geçimimden kısarak bir köle satın aldım ve azat ettim. Sonra da vaaz konusu yaptım. Eğer ben bunu yapmasaydım, yaptığım vaaz efendinin bir kulağından girip bir kalağından çıkacaktı!