Cüneyt Arıtürk

YEŞİLAY HAFTASI (1-7 MART)

Cüneyt Arıtürk

Ülkemizde 1-7 Mart arası günler Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkol, sigara ve uyuşturucu maddeler başta olmak üzere tüm kötü alışkanlıklara dikkat çekilmektedir. Haftanın 1-7 Mart tarihleri arasında olmasının esprisi ise bu kuruluşun 5 Mart 1920 tarihinde kurulmuş olmasından kaynaklıdır. Madde bağımlılığının tüm dünyada önemli bir sorun haline geldiği günümüzde, bireylerin özellikle de çocuk ve gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durması, sağlıklı ve mutlu bir toplum oluşturmak için oldukça önemlidir.  Sigara, alkollü içki ve her türlü bağımlılık yapan uyuşturucu maddeler insan sağlığına, ekonomiye, aile huzuruna, milli ahlak ve savunma gücüne çok büyük zarar vermektedir.

Asıl adı

HİLAL-İ AHDAR

olan ve artık

YEŞİLAY

olarak bilinen kuruluşun amacı işgal altındaki İstanbul’da gençleri sigara, alkollü içki ve diğer uyuşturucu gibi alışkanlıklardan korumak, kollamaktı. İstanbul’a giren işgalciler, kasıtlı olarak gençlere uyuşturucu maddeleri bedava olarak dağıtmakta ve gençleri bu yolla dejenere etmek istemekteydiler. Bunun farkına varan Psikiyatri Uzmanı

MAZHAR OSMAN (soyadı kanunundan sonra USMAN soyadını

almıştır)

ve arkadaşları, işgalcilerin oyunlarını bozmak ve gençleri kötü alışkanlıklardan korumak için

(HİLAL-İ AHDAR)

adı altında bir cemiyet kurarak, mücadeleye karar verdiler.

(HİLAL=AY, AHDAR=YEŞİL)

anlamına geldiği için bilahare cemiyetin adı Türkçeleştirilerek

(YEŞİLAY)

olarak değiştirilmiştir.

Bütün işgalci ülkelerin taktiklerinden biri de, işgal ettikleri ülkelerin gençlerini dejenere ederek, onlardan gelebilecek tehlikeyi önlemektir. Bu durumun farkında olan Psikiyatrist Mazhar Osman ve arkadaşlarının 1920 yılının 5 Mart tarihinde kurarak faaliyete geçirdikleri cemiyet, bugün de aynı amaçla hizmet vermekte olup, bütün zararlı alışkanlıklardan halkın ve bilhassa gençlerin korunması için çaba sarfetmektedir. Yaptığı çalışmalarla kamuya hizmet veren bu sebeple de

“Kamuya Yararlı Cemiyetler”

arasında yer alan bu kurumun,

“kamu yararına cemiyetler

” arasında değerlendirildiği tarih ise 19 Eylül 1934’tür. O tarihte

Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN

Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından aynı tarih ve 2-1288 sayılı alınan karar ile kamuya yararlı cemiyetler arasına alınmıştır. Bu hususu özellikle vurguladık ki,

ATATÜRK’E (AYYAŞ)

diyenler, uyuşturucularla ve bağımlılık veren her türden maddelerle nasıl mücadele verdiğini anlasınlar.

Yeşilay'ın sembolü, karşıdan bakıldığında iki ucu sağa bakan yeşil bir hilâldir. Yeşilay sembolündeki hilâl, Türk Bayrağından alınmıştır. Hilâldeki yeşil renk, huzur ve mutluluğu temsil etmektedir.

Bugün mevcut durumuyla

YEŞİLAY

aynı zamanda gönüllü (amatör) bir halk kuruluşu ve genel yapısı ile bir dokümantasyon ve arşiv merkezidir. Dokümantasyon; kendi konularında belge, bilgi ve haber toplama ve değerlendirme işlemleridir. Arşiv ise; bu belge ve haberlerin değerlendirilmeleri ile birlikte tasnif edilerek saklandığı yer demektir. İşte bu işlemle elde edilen bilgileri, hazırladığı dokümanlarla (bülten, broşür, kitap, kaset, bildiri, afiş, yazılı başvuru, rapor gibi) kamuya, ilgili makam ve kuruluşlara sunar. Bununla insanlara ve yetkili özel ve resmî kuruluşlara gerekli olan önlemlerin alınması için uyarı ve önerilerde bulunur.

Cemiyetin birinci başkanı Psikiyatri uzmanı Mazhar Osman 1945 tarihinde vefat edince, ikinci başkanlığını üstlenen Fahreddin Kerim Gökay’dır. Fahreddin Kerim Gökay’ın da bir psikiyatri uzmanı olmak yanında İstanbul’da Vali ve Belediye Başkanı olarak görev yaptığını anımsatalım ki,

YEŞİLAY’ın  önemi daha iyi anlaşılsın.

ANEKDOTLAR

Hilal-i Ahdar’ın (YEŞİLAY)

kurucusu ve aynı zamanda Psikiyatri uzmanı olan

Mazhar Osman

ile dönemin bir gazetecisinin arası açılmış. Gazeteci, Mazhar Osman hakkında,

-DELİLERLE UĞRAŞA, KENDİSİ DE DELİ OLMUŞ!

şeklinde bir yorum yapınca, Mazhar Osman, Gazeteciye haber göndermiş:

-Senin, benim için (DELİDİR) demenden bir şey çıkmaz. Ama ben senin için (DELİDİR) raporu düzenlersem, TIMARHANEYİ BOYLARSIN!

***

Siirtli Molla vazederken, içkinin günahlarından bahsediyormuş. İşi biraz da zorlaştırmak için:

-Kıyamet günü, içtikleri şişeler, içenlerin boyunlarına asılacak!

deyince, aslında ayyaş biri olan ve o gün aklına ne esmişse camiye gitmiş dinleyici sormuş:

-Hocam, içenlerin boyunlarına asılacak şişeler dolu mu, boş mu olacak?

Hoca, işi daha da zorlaştırmak için:

-Dolu olacak!

deyince, ayyaş dinleyici sevinçle söylenmiş:

-Hocam, orada da desene “gel keyfim, gel!”

Yazarın Diğer Yazıları