Cüneyt Arıtürk

YAĞMUR DUASI!

Cüneyt Arıtürk

11 Aralık 2020 Cuma günü Türkiye genelinde Cuma namazı kılınan bütün cemilerde namaz sonrası yağmur duası yapıldı. Kimi çevreler, YAĞMUR DUASI işini gırgıra aldılar. Oysa dua, insanlığın babası Hazret-i Adem’den başlayarak devam edegelmiş marevi bir güçtür. Her dinden ve her inançtan insanların kendilerine özgü duaları vardır. Kur’an-ı Kerim’de dua ile ilgili bir çok ayet-i kerimeler vardır. Nitekim, duanın önemine vurgu yapan bir ayet-i kerimenin meali şöyledir:

“De ki: Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi?”

Sadece bu ayet-i kerime, insanların dua etmekle mükellef olduklarını vurgulamak açısından önemlidir. Dua, sadece dar zamanlara özge değildir. İnsanoğlu darlıkta ve genişlikte de dua etmekle mükelleftir.

Dua, YÜCE ALLAH’A KUL OLMA BİLİNCİNİN GEREĞİDİR.

11 Aralık günün Cuma hutbesinde Suyun israf edilmemesi gereğine dikkatler çekilerek, abdest alırken dahi, su israfına gidilmemesi gerektiği anımsatıldı.

Cuma namazından sonra ise cemaatle birlikte YAĞMUR DUASI GERÇEKLEŞTİRİLDİ.  Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’İN de (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) hayatlarında 5-6 defa yağmur duasına çıktıkları bilinen gerçeklerdendir.

Öyle nakledilir ki, Hicretin altıncı yılında büyük bir kuraklık ve kıtlık her tarafı sarmıştı. Ramazan ayında, bir cuma günü, Resûl-i Ekrem Efendimiz hutbe irad buyururken, ashab-ı kiramı kendisinden,

"Allah'a dua et de bize yağmur versin."

diye rica ettiler.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz,

"Allah'ım! Bize yağmur ver. Allah'ım! Bize yağmur ver." diyerek duada bulundu.

Bir anda gökyüzünde bulutlar belirdi. Ve yağmur yağmaya başladı.

Yine bir Cuma günü Peygamber Efendimiz hutbe irad ederken, bu sefer yağmurun dinmesi için duâ etmesini dileyen ashab-ı kiram:

-Yâ Resûlallah! Evler, yağmurdan yıkılmaya başladı. Yollar kapandı. Allah'a dua etsen de yağmuru kesse!

dediler.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz tebessüm buyurdular, sonra da ellerini kaldırarak, "Allah'ım! Çevremize yağdır, üzerimize değil." diyerek duâ etti.

Bazı rivayetlere göre, Peygamber Efendimiz daha çocukken, yine çok kurak bir mevsim yaşanınca, Mekke halkı yağmur duasına çıkmışlar. Birçok yaşıtları gibi, Peygamber Efendimiz de dua edenlere katılmış. Mübarek şahadet parmağını göklere doğru uzatarak duada bulununca, gökyüzünde bulutlar belirmiş ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağmağa başlamış.

Kaside-i Bürde de Peygamber Efendimizin mucizeleri anlatılırken bu duruma işaret eden şöyle bir dörtlük vardır:

DUASI KITLIK DOLU SENEYİ İHYÂ ETTİ

BU NE DUADIR SAĞLAR BU KADAR BEREKETİ

SEN TAHMİN EDİNCEYE KADARLIK BİR MÜDDETTE

İŞARETİ COŞTURDU BULUTU, NEHİRLERLE

***

Yazımızı, duanın önemine vurgu yapan bir şiirle kontalıyoruz:

DUA RUHUN GIDASIDIR,

DURMA YALVAR, DUA EYLE

RABBİN, KULA ATASIDIR,

ELLERİN AÇ, DUA EYLE

“DUAM KABUL EDİLMEDİ”

DİYEREK KESME ÜMİDİ

CUŞA GELİR HAK RAHMETİ

RAHMET İSTE, DUA EYLE

SAKIN HAK’KIN RAHMETİNDEN

ÜMİDİNİ KESME HİÇ SEN

ONDAN İSTE, NE İSTERSEN

ATASI BOL, DUA EYLE

İSTER GÜNDÜZ, İSTER GECE

FARKETMEZ MESCİTTE, EVDE

YOLDA YÜRÜYORKEN BİLE

İÇİN-İÇİN DUA EYLE

MÜBAREK GÜNLER, GECELER

MÜMİNLERE FIRSAT BUNLAR

UYKUNU BÖL, KALK DA YALVAR

SEHER VAKTİ DUA EYLE

ANEKDOT

Duanın önemini vurgulamak açısından anlatılan bir anekdot vardır. Konumuzla ilgisi açısından anımsatalım istedik.

Hazret-i Musa ile Firavun, Nil Nehrinin akışını ters istikamette akıtmak konusunda halkın önünde ahidleşirler. Ertesi sabah, Hazret-i Musa ve Firavun ile birlikte kalabalık bir erkan Nehrin kenarına giderler. Hazret-i Musa, Nil Nehrinin akışının ters istikamete dönmesi için dua eder, lakin Nehir kendi istikametinde akmağa devam eder.

Firavun, içinden bir şeyler okur. Bir de görürler ki, Nilin suları ters yönde akmağa başlamıştır. Yani, bu bahis işinde Hazret-i Musa mağlup olur.

Kelimullah olan (Hazret-i Allah ile doğrudan konuşmak) Hazret-i Musa münacaata çıkarak, düşürüldüğü durumun sebebini sorar.

Cenab-ı ALLAH’TAN şöyle bir nida gelir:

-Ey Musa, sen Firavun’la bahisleştikten sonra gidip yattın. Firavun ise sabaha kadar (Ey Musa’nın Rabbi, yarın yapılacak sınavda beni mahcup etme) diyerek ve ağlayarak yalvardı. Ben, bana açılan eli boş çevirmem!

Yazarın Diğer Yazıları