Cüneyt Arıtürk

YABAN HAYATI, YABANA ATMAYALIM!

Cüneyt Arıtürk

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 3 Mart günlerini “Dünya Yaban Hayatı Günü” olarak tescil etmiştir. Amaç, insanların yaban hayatı tanımalarına katkı sağlamaktır. Şehirlerde, beldelerde yaşanan hayatın dışında, çok değişik bir yaşam var. Dağlarda, ormanlarda, denizlerin diplerinde öyle değişik ortamlar var ki, akıllara durgunluk verir. Kendilerini doğaya adamış bilim adamları, yaban hayatı yaşamak, bilmek, tanımak, tanıtmak adına büyük çabalar içindedirler.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yıl içinde bir günü (3 Mart) yaban hayatının özgün değerleri ve etrafında örülü yaşam ağının sürdürülebilir kalkınmaya ve insanların refahına sağladığı katkıya dikkat çekmek için “Dünya Yaban Hayatı Günü” ilan etmiştir. Amaç, nesli tehlikede olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin koruma altına alınmasına katkı sağlamaktır.

3 Mart 1973’te kısa adı (CITES) olan uluslararası bir sözleşme imzalanmıştır. Anlaşmanın amacı nesli tehlikede olan yaban hayvanlarının ve bitkilerin koruma altına alınmasıdır.  Hükümetler arası işbirliğini güçlendiren bu sözleşme ile nesli tehlike altındaki türlerin uluslararası ticaretinin kontrol altında tutulması ve türlere yönelik suçların önlenmesidir.

Çevremizdeki bu canlılar aynı zamanda varlığımızı borçlu olduğumuz ormanların, meraların ve sulak alanların önemli birer parçasıdır. Bu yüzden yaban hayatı biz insanların korumasına muhtaçtır. İnsanın yaşam alanları genişledikçe yaban hayatı giderek daha dar bir alana sıkışmaktadır. Doğal hayatı koruma alanındaki yeni gelişmeler geleceğe ilişkin umutlarımızın yeniden canlanmasına neden olmaktadır. BM tarafından desteklenen bu girişim, dünyanın yaban hayatı faunası ve florası için kutlamayı ve farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır.

Hindistan'daki nesli tükenmekte olan bir kaplandan, Fransa güneyindeki dağların üstünde yükselen akbabalara kadar, yaşadığımız gezegenin inanılmaz biyo çeşitliliği var.

Evet, yabani hayatı yabana atmayalım. Nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanları, bitkileri koruyalım. Bir kızıl derilinin söylediği şu sözleri hep aklımızda tutarak, doğayı koruyalım. Ne demişti Kızılderili:

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda beyaz adam, paranın yenilmez olduğunu öğrenecek.”

YABANİ HAYITIN, YABANA ATILMAMASI DİLEKLERİMİZLE…

ALTIN VEYA DÖVİZ İLE  BORÇLANMAK

Bu bir gerçektir ki, kimse, kimseye TÜRK LİRASI CİNSİNDEN BORÇ PARA VERMİYOR. En yakını bile, borç verdiği zaman ya döviz olarak, ya da altın olarak borç vermekte. Kardeş, kardeşine borç TL vermez. Hakkı da yok değil. Borç TL verdin mi, enflasyon şartları içinde parayı geri aldığın zaman alım gücü yarı-yarıya inmiş olmakta.

En yakın akrabasına, dostuna bile borç veren, önce parasını dövize veya Cumhuriyet altınına dönüştürerek vermekte. Alacağı zaman da döviz veya altın olarak almakta.

Enflasyonun yüzde yüzler düzeyinde seyrettiği bir ülkede yaşadığımızı unutarak, FAİZ İÇİN (NAS VAR) demek kolay da, asıl olan enflasyonu indirmek.

Yazarın Diğer Yazıları