Birinci Dünya Savaşı 28 Temmuz 1914 tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918 tarihinde sona ermişti. Osmanlı İmparatorluğu
11 Kasım 1914
'te İtilaf Devletlerine resmen harp ilan ederek Merkezi Devletlerin yanında filen savaşa katılmıştı. Birinci Dünya Harbinde Türk Ordusu on cephede savaşmış
VE MAALESEF KAYBEDENLER SAFINDA YER ALMIŞTIR.
Birinci
Dünya Savaşı
'nda İngiltere, Fransa, Sırbistan ve Rusya İmparatorluğu'nun oluşturduğu (daha sonra İtalya, Yunanistan, Portekiz, Romanya ve ABD'nin katıldığı) İtilaf Devletleri, Almanya ve Avusturya-Macaristan'ın oluşturduğu (daha sonra Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan'ın katıldığı) İttifak Devletleri'yle savaştı. İkinci Dünya Savaşı ise 1939-1945 yılları arasında tam 6 yıl sürdü. Savaşta yaklaşık 80 milyon kişi hayatını kaybetti. Savaşta,
İngiltere, Sovyetler Birliği, ABD, Çin ve Fransa "Müttefik Devletler", Almanya, İtalya ve Japonya ise "Mihver Devletleri"
olarak yer aldı. Birinci Dünya Savaşında olduğu gibi Almanya’nın teslim bayrağını çekmesiyle noktalandı. Neyse ki, Türkiye olarak Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün ferasetiyle bu savaşa girmekten kurtulmuştuk.
Bugünlerde kapıyı çalan tehlike (3’üncü Dünya Savaşına doğru mu gidiliyor) kaygısıdır. Ortadoğu’daki gerilimin, böyle bir tehlikeye gebe olduğu izlenimini vermekte.
Birinci ve ikinci dünya savaşlarının çıkışlarının asıl sebebi ekonomiktir. Dünya Savaşlarının çıkış sebeplerine bakın. Önce, Birinci Dünya savaşının çıkış sebeplerini tarihi bilgilerle anımsayalım. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Avrupa'da oluşan bloklaşmalar ve her geçen gün artan silahlanma yarışı devletlerarası gerilimi yükseltmişti. Üçlü İttifak ve Üçlü İtilaf devletleri savaş için hazırlıklarını artırmaya başlamışlardı.
Devletler arasında Pazar ve hammadde arayışından doğan sömürgecilik yarışı ve ekonomik rekabet vardı. Bugün olduğu gibi ekonomik yarış, devletlerarası bloklaşmalara sebep olmuştu.
Almanya ile Fransa arasında Alsac-e Lorainne (Alsas Loren) bölgesinden doğan çekişme vardı.
Rusya ile Avusturya - Macaristan İmparatorluğu arasında Rusların panislavizm politikasından doğan bir gerginlik olmuştu.
Rusların Osmanlı toprakları üzerinde emelleri vardı. Sıcak denizlere inmek için yol arıyorlardı.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Bosna Hersek'i ilhakının Sırbistan ile arasında meydana getirdiği bir gerginlik yaşanmaktaydı.
Bütün bunların yanında 28 Haziran 1914 tarihinde Avusturya - Macaristan İmparatorluğu veliahdı ve eşi Saraybosna ziyaretleri sırasında Sırp milliyetçileri tarafından öldürülmüştü. Bu olaydan bir ay sonra Avusturya - Macaristan İmparatorluğu Sırbistan'a savaş ilan etmişti. Takip eden dönemde İtilaf ve İttifak gruplarına üye olan devletlerin birbirlerine savaş ilan etmeleriyle Birinci Dünya Savaşı başlamış oldu. Savaş İtilaf ve İttifak devletleri arasında geçti. İtilaf Devletleri İngiltere, Fransa, İtalya, Romanya, Yunanistan ve Japonya idi. ABD ittifaka sonra katıldı. Savaşın sonucunun belirlenmesinde etkin rol oynadı.
İttifak Devletleri ise Almanya, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan ve Osmanlı Devletlerinden oluşuyordu.
Savaşın sonu malum. Osmanlıların içinde bulundukları ittifak devletleri yenilmiş ve imparatorluğun toprakları işgal edilmişti.
İkinci Dünya Savaşı, birinci dünya savaşının mağlubiyetini ve şartlarını içine sindirmeyen Almanya’nın Versay anlaşmasını yok saydığını ilan ederek, Polonya’yı işgal etmesiyle başladı. Her ne kadar Osmanlı Devleti savaşa girmeğe zorlandıysa da dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün dirayeti sayesinde savaşa girilmedi. Ancak savaş yıllarında büyük sıkıntılar yaşandı. Ekmek bile karneye bağlanmıştı. İnönü, kendisini tenkit edenlere şu tarihi cevabı vermişti: (Sizi ekmeksiz bıraktım amma, babasız bırakmadım!)
İkinci Dünya Savaşı da Almanya ve taraftarlarının mağlubiyetleriyle sona ermişti.
Görüldüğü gibi, birinci ve ikinci cihan savaşlarının temelinde de ekonomik sebepler ve enerji politikaları ön plana çıkmaktaydı. Bugün de, yaşanan durum budur. Kılıflar uydurulsa da başlayan olaylar, gerçekte enerji kaynaklarına konmak kavgasıdır. Şartlar birinci ve ikinci dünya savaşlarıyla örtüşmektedir. Ancak, saflar netleşmemiştir. Kimin eli, kimin cebinde belli değildir. ABD ve Rusya’nın her an karşı karşıya gelmeleri mümkündür.
Böyle bir ortamda zayıf bir ihtimal bile olsa, 3. Dünya Savaşının çıkabileceği göz ardı edilemez. Bizim için önemli olan safımızı netleştirmemizdir. Ne var ki, çevremiz düşmanlarla dolu ve hiç dostumuz kalmamıştır.
Allah korusun, Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa, bundan hiç kimsenin kârlı çıkmayacağı da bir gerçektir. Nükleer silahların kullanılacağı bir savaş, dünyanın kıyamet alametlerinden biri olabilir! Bunu süper devletlerin kendileri de biliyorlardır. Bu bakımdan böyle bir delilik yapabileceklerine ihtimal vermek istemiyoruz