Cüneyt Arıtürk

TÜRK NÜFUSU  AZINLIĞA DÜŞÜRMEK!

Cüneyt Arıtürk

Uygulanan politikalar, Türkiye’de, Türklerin azınlığa düşürülmek istendiği algısını oluşturmaktadır. Bakın, zaten bu ülkede 25 milyona yakın Kürt vatandaş var. Suriye’den gelen mülteci dalgası öncesi Arap nüfusun da 5 milyon dolaylarında olduğu tahmin ediliyordu. Şimdi de 7 milyon Arap nüfusu daha Türkiye’dedir. Yani bugün itibarıyla Türkiye’de 12 milyon kadar Arap var demektir.

Başta Siirt olmak üzere, Mardin, Batman, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep illerinde Arap kökenliler olduğu bir gerçektir. Kaldı ki yaşanan iç göç sonucunda İstanbul’da, İzmir’de, Mersin’de, Adana’da ve benzeri büyükşehirlerde de yoğun bir Arap nüfusun varlığı inkâr edilemez. Şimdi, Suriye’den 7 milyon Arap kökenli getirerek, bunları vatandaş yaparsanız, Türkiye’deki Arap kökenlilerin sayıları 12 milyona ulaşacaktır. 25 milyon Kürt, 12 milyon Arap yanında bir de Türkiye'de yaşayan etnik gruplar vardır. Bunlar Lazlar, Boşnaklar, Zazalar, Gürcüler, Çerkesler, Çeçenler, Dağıstanlılar, Lezgiler, Pomaklar, Çingeneler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar,  Asuriler, Bahailer, Afrika kökenliler, Lehler, Malaklar ve Dürziler olarak sınıflandırılabilir.

İşin bir başka boyutu da özellikle Kürtlerin ve Arapların doğum oranlarının diğer etnik grupların çok üzerinde olmasıdır. On çocuklu Kürt aileler bile vardır. Asgari çocuk sayısı 5’tir. Türkler ise genelde 2, azami 3 çocukla iktifa etmektedirler.

Şimdi, SIĞINMACI konumundaki Suriyelileri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapmağa kalkışır ve ikametlerine müsaade ederseniz, belki bugün değil ama 20-30 yıl sonra, Arap kökenliler arasında da dış kışkırtmalar sonucu Türkiye’yi bölmek isteyecek örgüt veya örgütler oluşturulabilir. Yani, 7 milyon Suriyeli Arap mülteciyi vatandaş yaparsanız, Türkiye Cumhuriyetinin temellerine bir bomba koymuş olursunuz.

Çok değil, 20-30 yıl sonra Türkiye’de, Türklerin azınlığa düştüklerini görürseniz, hiç şaşırmayınız. Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan 85 milyonu ancak vatandaşlık bağıyla bir arada tutmak mümkündür. Bakın ABD’de kaç değişik millet var. Ama ayrılmıyorlar, ayrılmak istemiyorlar, tek devlet, tek bayrak diyorlar, neden! Çünkü ABD güçle devlet, ekonomisi gelişmiş, refah seviyesi yüksek bir devlet. Dünyanın kaymağını yemekte. Böyle bir kuvvetli devletin vatandaşı olmak onlara kimliklerini unutturuyor, ABD vatandaşlığında birleşmelerini sağlıyor.

Türkiye’nin ise ekonomisi pamuk ipliğine bağlı. Ekonominin dibe vurduğu ülkelerde dış güçlerin de tahrikiyle ırklar, renkler, diller, diller kendilerini ön plâna çıkarmağa başlarlar. Bu bakımdan, 7 milyon Suriyeliye vatandaşlık verir ve ikametlerine zemin hazırlarsanız, belki bugün için değil ama çok değil 20-30 yıl sonra bunun bedelini Türkiye Cumhuriyeti olarak bu ülkede yaşayan herkese yaşatmış olursunuz.

Bu bakımdan diyoruz ki Türkiye, değil 7 milyon Suriyeliyi, 700 bin Suriyeliyi bile vatandaş yapmamalıdır, yaparak baltayı kendi ayağına vurmamalıdır…

İSTİKRAR OLMAYINCA!

Hiçbir zaman, piyasanın durumu bugün yaşandığı gibi olmamıştır. Döviz kuru yükseldi mi, uzun süre aynı çizgide kalırdı. Vatandaş önünü görür, ne yapacağını bilirdi. Şimdi öyle mi! Döviz kurları günübirlik değişiyor. Hatta günübirlik değil, saat başı değiştiği oluyor. Küçük tasarruf sahibi şaşkın ördeğe dönmüş alayım mı, satayım mı kararını veremiyor!

Ama, öyle anlaşılıyor ki tüyo alan birileri bu istikrarsız durumdan çok güzel yararlanıyorlar. Çünkü dövizin ne zaman yükseleceğini, ne zaman ineceğini kendileri belirlemiş gibi döviz inince topluyorlar, döviz yükselince elden çıkarıyorlar.

İşin gerçeği şu ki, Türkiye’de ekonomik istikrar sözün tam anlamıyla pusulayı şaşırmıştır. Böylesine oynak bir piyasada hiçbir iş adamı önünü görüp, yatırım yapmağa cesaret edemez. Döviz kurlarının bir yükselip, bir inmesi, devamlı yüksek kalmasından bile çok daha tehlikeli bir durumdur. Bu bakımdan Merkez Bankası müdahaleleriyle döviz kurlarını etkilemeğe çalışmak, piyasalara yarar değil, zarar vermektedir.

Son 3-5 ayda döviz kurlarında yaşanan durum daha önceki yıllarda hiç yaşanmamıştı. Kur yükselince yatırımcı da kendisini yeni duruma göre ayarlardı. Şimdi böyle bir durum söz konusu değil. İstikrarsızlığın ana kaynağı, döviz kurlarının bir türlü sabitlenmemesinden kaynaklanmaktadır. Döviz kurlarının bir saat sonra bile ne olacağını kestirememekten, daha büyük bir istikrarsızlık olur mu! Evet, ekonomideki en büyük sıkıntı, istikrarsızlıktan kaynaklanmaktadır!

Yazarın Diğer Yazıları