Belgemize yatırımların ancak devlet eliyle gerçekleşebileceğini defalarca yazmışızdır. Bir takım afaki projelerle Bölgeyi kalkındırmak hayalinden vazgeçilmeli, har vurup harman savururcasına sözde kalkınma modelleri bir yana bırakılmalıdır.
Uzun yıllar, savaş ortamı gibi bir durum arzeden Doğu ve Güneydoğu’ya elbette yatırımcı gelmez. Benim de sermayem olsa, yarın ne olacağı belli olmayan bu bölgeye çivi bile çakmam. Ancak, çaktığım çivinin boşa gittiğini kabullenirsem çakarım.
Hele bu Bölgedeki devlet yatırımlarını özelleştirmek hiç mi, hiç akıl karı değildir. Evet, bu Bölgenin sanayileşmesi ancak ve ancak devlet yatırımlarıyla sağlanabilir. Devlet şahıslara, şirketlere bölgeye yatırımlar yapsınlar diye kredi vereceğine, kendisi yatırımlar yapsın, varsın, zarar etsin. Hele-hele bu bölgede hiçbir şekilde özelleştirmeye gitmesin!
Gerçekte, zarar gibi görülecek olan vatandaşların hanelerine kâr olarak girecektir. Bölgede hareketlilik sağlanacak, ekonominin canlandığının görülmesi üzerine, yatırımcıların önü açılmış olacaktır.
Terör olayları büyük ölçüde duraksamışken, yenideh bölücü örgütlerin tuzaklarına düşmelerinin önünü almanın yolu gençlerin iş sahibi kılınmalarından geçer. Terör örgütlerinin, işsiz gençleri kandırmaları, işinde gücünde olan gençleri kandırmaktan çok daha kolaydır.
Devlet, bölgenin gençlerine şefkat kanadını açar ve işsizleri iş sahibi yaparsa, teröre yapılan harcamalarda meydana gelecek büyük düşüşten bunu karşılayabilecektir.
Bugüne kadar terör için harcandığı söylenen miktar 1 trilyon dolar olarak telaffuz ediliyor. Düşünün, bu 1 trilyon dolar teröre değil de, bölgenin kalkınmasına harcansaydı, sadece Bölgemizin değil, tümüyle Türkiye’nin kalkınması sağlanmış olmaz mıydı?
Bu açıdan, terörü bitirdik diyenlere bizim bir çağrımız var, Terör yeniden hortlasın istenmiyorsa, bu Bölgenin gençlerini iş sahibi yapın. Unutmayın ki işi, aşı, rahatı yerinde olan insanları teröre bulaştırmak hiç de kolay değildir!