Tefeciliği adeta meslek edinmiş kişilerin cirit attığı Şehrimizde, eski insanlarımızın ne denli mert olduklarına vurgu yapan bir Siirt anekdotunu ibret olması açısından anlatalım istedik.
Henüz bankaların yaygın olmadığı, kredi kartlarının bilinmediği 60-70 yıl öncesi yıllaa ait anlatılan anekdot:
Helvacılar Çarşısında bir esnaf, genç oğluyla dükkanda oturmuş, müşteri beklerken, komşusu olan bir başka esnaf gelerek:
-Hacım, mümkünse bana 1000 lira borç ver!
diyerek, talepte bulunur. O yıllarda bankalar öyle yaygın değildi. Hele kredi kartı denilen bir nesne hiç yoktu. Esnaflar, paraya ihtiyaçları olduğu zaman, komşu esnaflardan alır, verirlerdi.
Borç olarak istenilen Bin lira ise, o yıllar için büyük sayılacak bir paraydı. Neredeyse, küçük bir iş yerinin sermayesi kadardı.
Kendisinden borç istenilen esnaf, borç isteyen esnafa:
-Komşu, şu anda yanımda bu kadar para yok. Sen az bir otur, ben eve gideyim. Evde para olacak, sana getireyim!
der.
Borç isteyen esnaf biraz da utanarak:
-Sen zahmet etmeseydin Hacı Baba, bari çocuğu gönder o getirsin!
diyecek olur.
Beriki:
-Çocuk paranın yerini bilmez, ben gider, getiririm!
diye cevap vererek, yola revan olur. Az sonra gelir ve BİN lirayı komşusunun eline sayar. Komşusu da:
-Allah razı olsun, zahmet oldu. İnşaallah en kısa zamanda geri öderim
diyerek memnuniyetini ifade eder.
Borç parayı alan şahıs uzaklaştıktan sonra, oğlu:
-Baba, benim bildiğim kadarıyla evde para falan yoktu!
diyecek olur.
Babası cevap verir:
-Elbette yoktu. Gittim, bir esnaf dostumdan borç aldım, evden getirmiş gibi yaparak, verdim!
Babasının bu sözleri üzereni, genç oğlu:
-E, babacığım! Borç alıp, borç vereceğine (yoktur) deseydin ya! Gidip yüzsuyu dökerek başkasının minnetini almaya, ne gerek vardı!
Oğlunun bu sözlerine hayli içerleyen Babası nasihat babında şu cevabı verir:
-Bak oğlum, (param yok) diyerek adamcağızı geri gönderebilirdim. Yalan da olmazdı! Ama düşün ki bu adam Allah’a güvenerek bana gelmiş, benden borç para istiyor. Evet, bende para yok ama istediği parayı bulmak, benim için gayet kolay. Allah’a şükür, itibarım var. Nitekim gittim aldım, geldim. Hem, para aldığım şahsa en az 4-5 defa borç vermişliğim var. Yani, yüzsuyu dökmüş sayılmam. Ben de ona borç vermişim, o da bana borç verdi, esnaf işi böyle döner. Yüzsuyu ile değirmen dönmez ya! Hem, Allah rızası için döksek ne olur. Ha, şunu da söyleyeyim. Bu komşumuz, bana bin lira değil de onbin lira isteseydi, veremezdim. Çünkü veremediği zaman, beni de batırmış olur. Ama en kötü ihtimalle, borç aldığı bin lirayı vermezse bile, bana dokunmaz. Allah rızası için iyilik yapsan da, gücünü aşmayacaksın. Yüce Allah bile kullarına kaldıramayacakları yükü yüklemez.